Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır, insanın yüzü bir Kitap gibi okunabilir, ifadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.
Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça uzuyor. Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların.
Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar; sevapları ve zaferleri kadar.
Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan, çatışmanın açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk çıkıyor ortaya ki olgunluk diyorlar adına.....
Çocuğunuzu, sadece kendisi olduğu, çocuğunuz olduğu için sevin. Blzdeki büyük yanılgılardan biri, insanlanmızın kendi başaramadıklari şeyleri çocuklanndan beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin.
Memleketten soğuduğun an bırakacaksın. Bir şekilde buradaki çevreyle, insanla, memlekede barışık değilsen, ki barışık olmak zorunda da değilsin, lütfen bırak; çünkü yapamazsın