Aslında hepimiz bir oyunun figuranları değil miyiz. Kimimiz bir fil gibi, altımızdaki ezilenlere bakmadan, burnumuzun dikine giderken, kimimiz zorlukların üzerinden sekerek yol alıyoruz at gibi. Bazılarımız zorluklar karşısında kale gibi saglam dururken bazılarımız da başkalarından rol çalıyoruz. Şanslı olanlar fil gibi güçlü, kale gibi saglam, at gibi kıvrak ve hareketli olabiliyor tıpkı vezir gibi. şah olmak olsa da çoğumuzun niyeti kaderimize genelde piyon olmak düşmüş ne yazık.
Gerçek hayatın oyundan farkı yok maalesef. Yazar bu hayatta şah olanların piyonlara neler yaptığını güzel bir hikâyenin içinde ne güzel anlatmış. Hitler'in Viyana işgalinden sonra gözaltında tutulan Dr. B. nin hikayesi. Aylarca psikolojik işkence gören Dr. B. Kimseyle görüşmesine konuşmasına izin verilmiyor.
“Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa sıkı sıkıya bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda bizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı.”
Stefan Zweig’ın intiharından önce yazdığı son kitap. Bu kadar az sayfada ne kadar çok şey anlatılacağını, olayların ne kadar hissettirilebileceğini kanıtlayan bir kitap.