Evet dostum, benim kalbim herkesten fazla çocuklara karşı açıktır. Onların her tavrı benim ilgimi çeker. Ne zaman o minik yavruları incelesem, büyüdüklerinde onlarla birlikte büyüyecek olan bütün kişiliklerinin mayasını bulurum. Bence dikbaşlılıkları ileride güçlü bir kişiliği sahip olacaklarının, afacanlıkları ve muziplikleriyse, yaşam uçurumlarına düşmeyecekleri neşeli ve uçarı bir yaradılışta olduklarının belirtisidir. Hem bütün bunlar ne duru, ne güzel değil mi? İşte böyle düşündüğümde, İsa ‘nın ‘’Keşke siz de onlara benzeyebilseniz!’’ dediğini anımsarım.
…kollarımdan sıyrılıp teatrel bir jestle gökyüzüne doğru haykırmıştı.
-Titanic güvertesinde Rubaiyat!Batı’nın gözbebeği Doğu’nun nadide çiçeğini taşıyor!Hayyam,bize nasip olan bu güzel ânı keşke kalkıp görebilseydin!
-Sen beni görüşümü almak için çağırtmadın mı? Lafı hiç dolandırmadan söyleyeceğim sana görüşümü: Bu salondan çık, bu saraydan ayrıl, arkana hiç dönüp bakma, kimseyle vedalaşma, eşyanı bile toplama, gel, bana elini ver, evimize dönelim, sen şiirlerini yaz, ben yıldızlarımı gözlemleyeyim. Her akşam çırılçıplak gir koynuma, mis kokulu şarapların eşliğinde söyleyelim şarkımızı, dünya dursun bizim için, görmeden duymadan geçelim içinden, ne kanı, ne çamuru bulaşsın ayaklarımıza.