Alitzschee

Alitzschee
@alimindes
Özel Satürn Dershane Yönetcisi
Daha belli değil
49 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Her sabah aynı yüzlerle, aynı solgun duvarlarla ve aynı boşlukla göz göze gelirken, içimde giderek büyüyen o tarifsiz ağırlığın, adını bilmediğim, kurtulmayı da istemediğim bir hastalık gibi damarlarımda ağır ağır yayıldığını, ne geçmişte bir umut, ne gelecekte bir ışık bulabileceğimi, bütün hayatımın yanlış bir zamanda, yanlış bir yerde, yanlış bir bedenin içinde hapsolmuş bir yanılgıdan ibaret olduğunu, sessizce ama içimi kemirerek fark ediyordum
Reklam
Her sabah gözlerimizi açtığımızda, aslında yalnızca yavaş yavaş tükenmeye, her nefeste biraz daha silinmeye, etrafımızdaki her şey gibi solmaya, anlamını çoktan yitirmiş amaçların peşinde körü körüne sürüklenmeye devam ettiğimizi, sevginin, inancın, dostluğun yalnızca aldatıcı birer gölge olduğunu, tüm çabaların, tüm duaların sonunda aynı sessiz karanlıkta boğulmaya mahkûm olduğunu, varlığımızın evrende en küçük bir iz bile bırakmadan, sessizce ve acı içinde yok olup gideceğini bilerek sürdürdüğümüz, bitmek bilmeyen, boş ve ağır bir çileden ibarettir yaşamak.
Hayat, ne kadar çabalarsak çabalayalım, her adımda biraz daha ağırlaşan bir yük gibi omuzlarımıza çökerken, umut dediğimiz şey de, her seferinde daha zayıf bir ışıkla, uzak ve erişilmez bir hayal olarak gözlerimizin önünde titreyip duruyor.
Bazen geceleri uyanıyorum ve nerede olduğumu hatırlayamıyorum. Tavanın karanlığı üstüme çökmüş, hava sanki ciğerlerime dolmuyor. Elleriyle boğazımı sıkan görünmez bir varlık gibi. Hareket etmek istiyorum, kımıldayamıyorum. Adımı hatırlamıyorum, neden burada olduğumu bilmiyorum. Sanki bedenim bir kafes, ruhum içeride döne döne çürüyor. Sabah olsa geçer sanıyorum, geçmiyor. Gündüzler gecelere karışıyor, ışık bile soluklaşıyor. Bazen düşünüyorum; belki de çoktan kayboldum. Belki de sadece bir hayaletim. Kendime bile yabancı bir gölge.
İnsan ve Duygular
⸻ Yolları yürüdüm. İnsanlar arasında durdum. Sorular sordum, cevaplar aradım. Hiçbirinde bulamadım kendimi. Her adımda biraz daha uzaklaştım. Her cevapta biraz daha yalnızlaştım. Hayat dediğimiz şey, bir su gibi akıp gidiyor; ne tutabiliyorsun, ne geri dönebiliyorsun. Bazen bir ağaç gibi kök salmak istedim, bazen bir rüzgar gibi savrulmak. Ama hiçbir zaman tam olamadım. Ne toprağa ait, ne gökyüzüne. Sadece arada. Sadece yarım. Ve belki de insan olmak tam da budur: Hiçbir yere tam ait olamamak.
Reklam