Her sabah gözlerimizi açtığımızda, aslında yalnızca yavaş yavaş tükenmeye, her nefeste biraz daha silinmeye, etrafımızdaki her şey gibi solmaya, anlamını çoktan yitirmiş amaçların peşinde körü körüne sürüklenmeye devam ettiğimizi, sevginin, inancın, dostluğun yalnızca aldatıcı birer gölge olduğunu, tüm çabaların, tüm duaların sonunda aynı sessiz karanlıkta boğulmaya mahkûm olduğunu, varlığımızın evrende en küçük bir iz bile bırakmadan, sessizce ve acı içinde yok olup gideceğini bilerek sürdürdüğümüz, bitmek bilmeyen, boş ve ağır bir çileden ibarettir yaşamak.