Düşünmek, sonlu ve geçici bir dünyada bulunmanın ölümsüz ruhlarımızda açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için ayağa kalkmaktır. Bulmak ve bulunmak için varlık âleminin bütün dehlizlerine girip çıkmaktır. Düşünmek, farklı görünen şeylerin ayn olduğunu anladığımız anda aynı gibi görünen şeylerin farklı olduğunu kavramanın sancısıyla aramaya devam etmektir. Çare diye sarıldığımız şeylerin elimizden kayıp gittiğini gördükten sonra batmayan, solmayan, yok olup gitmeyen bir kaynağa doğru uzanmaktır.
“Solucandan insana dek yol aldınız. Ve hâlâ pek çok solucan var içinizde. Bir zamanlar maymundunuz ve şimdi bile insan daha fazla maymundur herhangi bir maymundan.”