Alitzschee

Alitzschee
@alimindes
Özel Satürn Dershane Yönetcisi
Daha belli değil
49 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ölüm birden gelmiyor, insan zamanla ölümü içinde büyütüyor. Bir sabah uyanıyorsun ve her şey bir ton daha solmuş. Kahvaltıdaki ekmek daha kuru, gökyüzü daha sönük, nefeslerin daha ağır. Bir gün bir bakıyorsun, sevdiğin sesler, yüzler, anılar senden uzaklaşmış. Bir yerin sızlamıyor artık, canın acımıyor, çünkü acı bile unutuluyor. Sonra bir sabah, uyanıp uyanmadığını bile anlamıyorsun. O kadar yavaş, o kadar sessiz çörekleniyor ki ölüm, ona teslim olduğunu fark ettiğinde çoktan varlığına alışmış oluyorsun. Ne bir çığlık atıyorsun, ne bir veda cümlesi kuruyorsun. Sadece susuyorsun. Çünkü sonlara en çok sessizlik yakışıyor.
İnsan ve Duygular
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ne zaman başladı, bilmiyorum. Belki dün, belki yıllar önce, belki de hiç başlamadı. Zaman bir çizgi olmaktan çıktı; döndü, kıvrıldı, kendi içine çöktü. Mekânlar birbirine karıştı; odalar, sokaklar, yüzler… Hepsi aynı solgun resmin parçaları gibi üst üste bindi. Nereye gittiğimi bilmiyorum, çünkü artık yol yok. Konuştuğum insanlar vardı bir zamanlar, şimdi yalnızca gölgeler var. Bazen bir kapıdan geçiyorum, ardında ne bulacağımı bilmeden. Bazen bir aynaya bakıyorum, ama yansıyan yüz başka birine ait. Kendime dokunuyorum, elim boşlukta kayıyor. Belki de çoktan kayboldum; belki de hiçbir zaman var olmadım. Her şey, ağır ağır, sessizce siliniyor. Ve ben, var olmanın bile bir yanılsama olduğunu, yokluğun asıl gerçek olduğunu öğreniyorum.
İnsan ve Duygular
Bazen uyanıyorum ve gördüğüm dünyanın bir rüyanın devamı olduğuna inanıyorum. Eşyalar yabancı, insanlar uzak, sesler boğuk geliyor. Parmaklarımı oynatıyorum, adımlarımı sayıyorum, aynada kendime bakıyorum; ama yine de tam olarak var olduğuma ikna olamıyorum. Belki de hiç uyanmadım. Belki de hayat dediğimiz şey, içinden çıkamadığımız uzun bir kâbus. Bazen bir anı canlanıyor zihnimde; bir gülüş, bir sokak lambasının altındaki gölgem, kaybolmuş bir bakış. Hangisi gerçekti? Hangisi sadece geçici bir hayaldi? Artık ikisinin de önemi yok. Çünkü insan, bir noktadan sonra, gerçeklikle hayal arasındaki sınırı yitiriyor. Ve orada, sessiz bir unutuluşta kayboluyor.
Her şey geçiyor. İnsanlar, anılar, sözler, sevinçler… Bir zamanlar önem verdiğin şeyler, şimdi adını bile hatırlamadığın silik gölgeler gibi sürükleniyor zihninde. Ne kadar tutmaya çalışırsan çalış, her şey avuçlarından kayıp gidiyor. Zaman, yavaş yavaş ama acımasız bir sabırla, senden geriye hiçbir şey bırakmıyor. Ne yaşadığın mutluluklar, ne çektiğin acılar… Hepsi, unutulmak için var. Ve bir gün, kendini bile unutuyorsun; kimdin, neydin, neyi ummuştun, neyi kaybetmiştin… Hepsi birbirine karışıyor. Sadece sessiz bir akış kalıyor geriye; içine çekildiğin, dirensen de kurtulamadığın ağır bir sessizlik.
İnsan ve Duygular
Bazen aynaya bakıyorum ve gördüğüm yüze yabancılaşıyorum. Gözler tanıdık değil, dudaklar sanki başka birinin, yüz çizgileri zamanla silinmiş bir fotoğraf gibi. Kendimi kaybettiğimi hissediyorum; adım, sesim, geçmişim birer birer benden uzaklaşıyor. İnsanlarla konuşuyorum, gülüyorum, başımı sallıyorum; ama içimde kimsenin ulaşamadığı derin bir boşluk büyüyor. Sanki varlığımla yokluğum arasındaki çizgi giderek inceliyor. Zamanla insan, kim olduğunu unutuyor. Önce alışkanlıklarını, sonra hayallerini, sonra kendi sesini kaybediyor. Geriye kalan sadece bir beden. Nereye gittiğini bilmeden yürüyen, kime ait olduğunu hatırlamayan bir beden.
İnsan ve Duygular