Alitzschee

Alitzschee
@alimindes
Özel Satürn Dershane Yönetcisi
Daha belli değil
49 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sana tutundum, çünkü düşmekten başka bir seçeneğim yoktu. Varlığın, boşluğun içindeki son kırık dal gibiydi; çürük, dayanıksız, ama yine de elimle sıkı sıkıya sarıldım. Seni severken, kendimden vazgeçtiğimi fark etmedim. Her adımda biraz daha kayboldum, her kelimede biraz daha sustum. Şimdi geriye yalnızca yabancı bir yüz kaldı; sana değil, sana inanan hâlime bile yabancıyım. Aşk sandığım şey, aslında ağır ağır yiten bir hayaldi. Ve en acısı ne biliyor musun? Hâlâ bazen, o hayalin geri geleceğini sanıyorum; hâlâ bazen, bir enkazın içinde umut arıyorum.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Seni sevdim, çünkü başka bir yolum kalmamıştı; çünkü dünya, üzerime kapanan bir mezar gibiydi ve senin varlığın, mezarın duvarlarında açılan küçük bir çatlak gibi nefes almamı sağlıyordu. Ama zamanla anladım ki, insan ne kadar severse, o kadar eksiliyor; çünkü her sevgi, bir yerinden kendini feda etmektir. Seni her düşündüğümde, biraz daha uzaklaşıyordum kendimden, biraz daha boşalıyordu içim. Belki de aşk, başlangıcından itibaren bir kaybediştir; insan severken değil, unuturken tamamlanır. Ve şimdi, adını anmaktan bile korkuyorum; çünkü seni anmak, bana kendimi hatırlatıyor. O eksik, o yarım, o tutunacak dalı kalmamış hâlimi… Sana değil, sana bende açılan o derin boşluğa yenildim aslında.
1000Kitap
İnsan zamanla, hiçbir şeyin değişmediğini anlıyor; ne umutlar bir yere varıyor, ne de acılar azalıyor. Aynı boş odaların içinde, aynı bozuk ışığın altında, yavaş yavaş soluyor insan. Sanki dünya, sadece gözlerimizin önünde yavaşça çürüsün diye yaratılmış gibi. Konuşmanın, beklemenin, sevilmenin bir anlamı yok; çünkü her kelime, her dokunuş, her bakış sonunda aynı yere çıkıyor: sessizlik. Kimi zaman, pencereden bakan bir yabancı gibi hissediyorum kendimi; bu hayat benim değilmiş, bu beden sadece tesadüfen giydiğim bir kıyafetmiş gibi. Her şey bulanık, her şey geçici, her şey fazlalık. Ve sonunda insan, hiçbir yere gitmediğini, kimseyi beklemediğini, hiçbir şeyin onu kurtarmayacağını kabulleniyor; yavaşça, sessizce, kimse duymadan.
⸻ Hiçbir şey düşündüğün gibi gitmez. İnsanlar söz verir, unutur. Hayaller kurarsın, yıkılır. Çabalarsın, görmezden gelinir. Beklersin, kimse gelmez. Seversin, yetmez. Anlarsın, ama iş işten geçmiş olur. Vazgeçersin, ama içinde hep bir kırık kalır. Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, bazı şeyler peşinden gelir. Ve sonunda şunu öğrenirsin: Bazı yaralar iyileşmez, sadece alışılır.
İnsan ve Duygular
Bazı sabahlar, insan uyanır ve her şey yerli yerindeymiş gibi gelir. Kahvesinin kokusu biraz daha derin, pencerenin kenarındaki rüzgar biraz daha yumuşak olur. Hayat, kısa bir süreliğine de olsa normale dönmüş gibi hissettirir. Sonra, ansızın bir boşluk çöker. İçini, adını koyamadığın bir eksiklik sarar. Sanki her şey güzel giderken, bir şey eksik kalmış gibi. Konuşmak istersin, anlatacak binlerce cümlen vardır, ama kelimeler birer birer boğazında tıkanır. Ve susarsın. O suskunlukta bir çocukluk anısı gelir aklına; yağmurlu bir günde ayakkabılarını çıkarıp su birikintilerine bastığın gün… O anı bir anda içini ısıtır. Bir tebessüm düşer yüzüne. Sonra yine gerçekler geri gelir: büyümüşsündür. Ayakkabısız su birikintilerine atlayamazsın artık. Sadece bakarsın. İçinde, eski bir gülüşün yankısıyla… Hayat böyle işte; küçük sevinçlerin gölgesinde, büyük sessizlikler taşır insan.
Edebiyat