Okulda zorbalık eden veya okuldan sonra kavgalar çıkaran oğlan,herkesi etkileyen "sınıf lideri" değildir,sosyal merdivende daha aşağılarda yer alan çocuktur;reddedildiğini veya utanca sürüklendiğini düşünen,incindiğini ve yaralandığını saldırgan eylemlerle dışa vuran oğlandır.
Oğlanlar pısırık gibi görülmek istemez.Çoğu ne zaman dönüp gitmesi gerektiğini de bilmez.Öfkeli duygular ile şiddet eylemleri arasında çok küçük bir tampon bölgeleri vardır.Yumruk atmak ile dönüp gitmek arasındaki çizgi çok incedir.Eğer oğlan ve erkeklerde biraz daha empati ve özkontrol olsa,durumları biraz daha iyi okuyabilseler,daha az öfkelenseler ve eylemler yerine sözcükleri kullanmaya kararlı olsalar -veya kendilerini "pısırık bir zibidi" gibi hissetmeden de dönüp gidebilecekleri bir olgunluk düzeyine ulaşsalar- erkek şiddeti büyük oranda önlenebilir.O hâlde,ebeveyn ve eğitimciler olarak oğlanlara bunları öğretmemiz gerekmektedir.
Peki,neden bazı oğlanlar şiddete yönelir de bazıları bu yolu tutmaz?Şiddete yönelen oğlanın farkı,duygusal tepkileri kontrol etmeyi sağlayan psikolojik yetenek ve mekanizmalara yeterli ölçüde sahip olmamasıdır.
Günümüzdeki oğlanlar ergenliğin zorluklarıyla daha erken yaşta karşılaşıyorlar.Buluğ dediğimiz biyolojik değişimler 1850'lerde on altı yaş civarlarında başlıyordu,bugün ise on iki yaş,belki de daha önce ortaya çıkıyor.Ama çocukların,duygusal olgunluğa da daha erken ulaştığını gösterir kanıtlar ne yazık ki yok.Biyolojik gelişim ile psikolojik gelişim arasında gittikçe açılan uçurum ergenliği daha stresli ve riskli bir dönem haline getiriyor.Çocuklar uyuşturucu,rastgele cinsellik ve alkol ayartmaları ile daha erken karşılaşıyor.Oğlanlar ise daha küçük yaşta ceplerinde daha çok para taşıyor ve okul dışındaki denetimsiz etkinliklerde daha fazla zaman geçiriyor.