Bağlılık aracı — Buna "Odysseus anlaşması/sözleşmesi" denir. Adını Odysseia'nın, deniz kızlarının büyüleyici sesini duyabilsin ama gemiyi onlara yönlendirip kayalara çarpmasın diye denizcilerinden onu geminin direğine bağlamasını isteyen kahraman Odysseus'tan alır. Odysseus arzularınızın sizi o anda nereye götüreceğini görmeyi beklemek yerine, zihniniz doğru yerdeyken gelecek eylemlerinize kilitlenmenin faydalarını fark etmişti.
Londralı taksi şoförlerinin beyinlerini analiz eden bilim insanları,
hipokampuslarının -beynin uzaysal hafızayla ilgili bölgesi- taksi sürücüsü
olmayan insanlara göre hatırı sayılır ölçüde daha büyük olduğunu gördüler. Daha
da büyüleyici olan, taksi şoförü emekli olduğunda hipokampusun boyutunun
küçül-mesiydi. Düzenli ağırlık antrenmanına tepki veren vücut kasları gibi,
beynin belli bölgeleri de kullanıldıkça duruma uyum sağlıyor ve
kullanılmadıklarında köreliyorlar.
Bir alışkanlığı tekrarlamak beyinde net fiziksel değişikliklere yol açar. Müzisyenlerde beyincik -bu, gitarın telini titretmek ya da keman yayını çekmek gibi hareketler için kritik önem taşır müzisyen olmayan insanlarınkinden daha büyüktür. Öte yandan matematikçilerin hesaplamada kilit rol oynayan inferior parietal loblarında daha fazla miktarda gri madde bulunur. İnferior parietal lobun boyutu bu alanda geçirilen zaman miktarıyla doğru orantılıdır: Matematikçi ne kadar ileri yaşta ve tecrübeliyse gri madde miktarı da o kadar artar.
Florida Üniversitesinde profesör olan Jerry Uelsmann ilk ders gününde film fotoğrafçılığı öğrencilerini iki gruba ayırdı. Sınıfın sol tarafındaki herkesin “nicelik” grubu olacağını anlattı. Sadece ürettikleri çalışmaların sayısına göre not alacaklardı. Son ders gününde her öğrenci tarafından teslim edilmiş fotoğrafların hesabını çıkaracaktı. Yüz fotoğraf A, doksan fotoğraf B, seksen fotoğraf C vs. alacaktı.
Bu sırada sınıfın sağ tarafındaki herkes “nitelik” grubunda olacaktı. Sadece çalışmalarının kalitesine göre not alacaklardı. Dönem boyunca tek bir fotoğraf ortaya koyacaklardı ama A almaları için neredeyse kusursuz bir imge gerekiyordu.
Dönem sonunda Uelsmann şaşırarak en iyi fotoğrafların nicelik grubundakiler tarafından ortaya konduğunu gördü. Bu öğrenciler, dönemi fotoğraf çekerek, kompozisyon ve ışıkla deneyler yaparak, karanlık odada çeşitli yöntemleri deneyerek ve / hatalarından ders alarak geçirdiler. Yüzlerce fotoğraf yaratma sürecinde becerilerini bilediler. Bu sırada nitelik grubu kusursuzluk konusunda spekülasyon yapmakla meşguldü. Sonunda ellerinde çabalarını gösterebilmeleri açısından sadece doğrulanmamış kuramlar ve bir adet vasat fotoğraf dışında bir şey yoktu/ Değişim için optimal planı -kilo vermenin en hızlı yolunu, kas yapmak için en iyi programı, bir yan uğraş için en iyi fikri-ararken batağa saplanmak kolaydır. En iyi yaklaşımı çözmeye o kadar odaklanırız ki bir türlü eyleme geçemeyiz. Voltaire’in dediği gibi, “En iyi, iyinin düşmanıdır.”
Bu konuya hareket halinde olmak ile eyleme geçmek arasındaki farkı göstermek için değindim. îki fikir kulağa benzer gelse de aynı şey değil. Hareket halinde olduğunuzda plan yapar, strateji belirler, öğrenirsiniz. Bunların hepsi iyi şeylerdir ama bir sonuç üretmezler.
Öte yandan eylem bir sonuç üretecek bir