Cesaret, aile bağları, sağduyu, düşüncesizlik...
Kral Oidipus serisinin son kitabını da okuyabildim. Oidipus Kolonos'ta kitabında ilgimi çeken Antigone'un hikayesi; birçok ders vermekle birlikte dönemin kadına bakışının tam tersi bir şekilde yazılmış.
Dönemin ataerkil zihniyetinin edebiyata, mitolojiye yansımamasını beklemek olmazdı. Başlarını Hesiodos'un çektiği birçok ozan, kadına nefret kusmuş, onları kötülüklerin çıkış kaynağı bellemiş ve yok saymıştır. Tanrıçalar hariç güçlü bir kadın portresi bize çizmemişlerdir.
Sophokles bu çizgiden Antigone adlı kitabıyla ayrılmış. Antigone, kardeşinin cesedini ne pahasına olursa olsun gömer. Büyük bir cesaretle ve korkusuzca yaptığı bu eylemin ona getireceklerinin de farkındadır. Buna rağmen yolundan dönmez ve Kreon'un emirlerini çiğner. Zindana atılsa da, öldürülecek olsa da artık umrunda değildir. O, görevini yerine getirmiştir kardeşine karşı.
Yunan mitolojisine dair yaptığım kısıtlı okumalarda böyle bir senaryoya rastlamamıştım. Kahramanın kadın olması ve bu denli cesur gösterilmesi fazlasıyla hoşuma gitti. Antik Yunan'ın ataerkil zihniyetine bir başkaldırı olan bu kitabı herkese öneririm.