Ksenofontov tarafından derlenmiş ve Eliade ile birlikte birçok araştırmacının aktardığı bir Yakut efsanesine göre, kuzeyde kötü hastalıkların bulunduğu bir yerde büyük bir karaçam ağacı vardir, Bunun dallarnda şamanların doğduğu yuvalar yer almaktadır. Güçlü, büyük şamanlar en yüksek dallardaki
yuvalarda bulunur. Orta derecedeki șamanlar orta seviyedeki dallarda, küçük şamanlarsa en alçaktaki dallarda bulunan yuvalarda doğar. Şamanın doğușu esnasında demir tüylü ve çelik pençeli bir kartal karaçam ağacına konarak bir yumurta birakır. Kartal yüksek rütbeli șamanlarda üç yıl,
alçak dereceli şamanlardaysa bir yil süresince kuluçkaya yatar. Şamanın hayvan-anası olan bu yırtıcı kuş, ikinci kez bedeninin parçalanması ve kurban
edilmesi esnasında, üçüncü kez ise ölümü sırasında şamana görünecektir.
Şamanın ruhu yumurtadan çıktiğı zaman, hayvan-anaları, yani kartal bebek
şamanı, bir gözlü, bir elli ve bir bacaklı Burgestez Udagan denilen bir ruh şamana havale eder. Bu ruh onu demir bir beşiğe koyarak sallar ve hizmetinde
bulunur. Uygun an gelince ruh-şaman onu üç korkunç kara ve kuru cine bırakır. Bunlar onun bedenini parçalara ayırarak başını bir kazık üzerine dikerler ve bedeninin parçalarını bütün yönlere dağıtırlar, Bu arada başka üc ruh da şamanın çene kemiğini alir ve firlatir. Kemiklerin düşme sekline göre şamanın insanlara dert ve ızdıraplarında faydalı olup olamayacağına dair kehanette
bulunulur. Şaman adaylığı esnasında ya da daha sonra yaptığı uygulamalar sırasında manevi anlamda bir parçalanma ve tekrar dirilme olayı meydana gelir.