Ayşe

Ayşe
@alisze
“Jack of all trades master of none, though oftentimes better than master of one.”
Ksenofontov tarafından derlenmiş ve Eliade ile birlikte birçok araştırmacının aktardığı bir Yakut efsanesine göre, kuzeyde kötü hastalıkların bulunduğu bir yerde büyük bir karaçam ağacı vardir, Bunun dallarnda şamanların doğduğu yuvalar yer almaktadır. Güçlü, büyük şamanlar en yüksek dallardaki yuvalarda bulunur. Orta derecedeki șamanlar orta seviyedeki dallarda, küçük şamanlarsa en alçaktaki dallarda bulunan yuvalarda doğar. Şamanın doğușu esnasında demir tüylü ve çelik pençeli bir kartal karaçam ağacına konarak bir yumurta birakır. Kartal yüksek rütbeli șamanlarda üç yıl, alçak dereceli şamanlardaysa bir yil süresince kuluçkaya yatar. Şamanın hayvan-anası olan bu yırtıcı kuş, ikinci kez bedeninin parçalanması ve kurban edilmesi esnasında, üçüncü kez ise ölümü sırasında şamana görünecektir. Şamanın ruhu yumurtadan çıktiğı zaman, hayvan-anaları, yani kartal bebek şamanı, bir gözlü, bir elli ve bir bacaklı Burgestez Udagan denilen bir ruh şamana havale eder. Bu ruh onu demir bir beşiğe koyarak sallar ve hizmetinde bulunur. Uygun an gelince ruh-şaman onu üç korkunç kara ve kuru cine bırakır. Bunlar onun bedenini parçalara ayırarak başını bir kazık üzerine dikerler ve bedeninin parçalarını bütün yönlere dağıtırlar, Bu arada başka üc ruh da şamanın çene kemiğini alir ve firlatir. Kemiklerin düşme sekline göre şamanın insanlara dert ve ızdıraplarında faydalı olup olamayacağına dair kehanette bulunulur. Şaman adaylığı esnasında ya da daha sonra yaptığı uygulamalar sırasında manevi anlamda bir parçalanma ve tekrar dirilme olayı meydana gelir.
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Reklam
Başlangıçta doğudaki kötü ruhlar ve batıdaki ilahlar vardır. Tanrılar insanı yaratır. Önceleri mutlu bir şekilde yaşayan insanlar, kötü ruhların hastalık ve ölüm yaymaya başlaması üzerine kötü duruma düşerler. Bunun üzerine ilahlar ölüm ve hastalıkla savaşması ve insanlara yardım etmesi için, onlara bir şaman göndermeye karar verir-ler. Ancak şaman olarak gönderilen kartalın dilinden anlamayan insanlar ona güvenemezler. Bunun üzerine kartal ilahlara dönerek, kendisine insanlarla konuşma yeteneğinin verilmesini ya da Buryatlara kendi cinslerinden bir kam gönderilmesini söyler. Böylece ikinci dileği kabul edilen kartal insan şeklinde tekrar dünyaya geri gönderilir.
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Herkesin saman olması mümkün değildir. Şamanlar seçilmiş insanlardır. Bunlar nadiren soylarında kam-şaman bulunmayanlar arasından seçilir. Araştırmacıların belirttiğine göre büyük şamanlar kendi isteğiyle değil de ruhların çağrısı sonucunda şaman olurlar. Her şeyden önce şamanın kolaylıkla vecde ve istiğrak haline geçebilecek karaktere sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle şamanlar genellikle toplumdan uzak duran kişiler arasından çıkar. Çeşitli araştırmacılar şamanlık belirtilerinin özellikle ergenliğe geçiş evresinde başladığını belirtir. Gerçek üstü varlıklar görme, sık sık baş dönmesi ve bayılmanın meydana gelmesi, ruhsal ve bedensel acılara maruz kalma, sinirli olma, yemeden içmeden kesilme, insanların yaşadığı yerlerden uzaklaşma, ruhlarla ve öteki alemlerden varlıklarla konuşma, sürekli düşünceli bir halde olma gibi davranış biçimleri şaman olacak kişide gözlenen belirtilerdir. Görüldüğü gibi şaman adayı ya da şamanda bazı psikopatalojik özellikler görülebilmektedir. Yakut Türklerinde şamanlığa yeteneği olan kimselerde görülen ve kolaylıkla vecde erişmeyi sağlayan hastalığa menerik denilmektedir. Vecd haline geçmek için dünyanın çeşitli yerlerindeki şamanların bir bölümü uyuşturucu bitkileri ya da ilaçları kullanmakla birlikte, aynı amaçla bitkilerin kullanımı yaygın değildir. Örneğin Altaylı şamanlar bu tür bitkileri kullanmaya ihtiyaç duymazlar. Ancak yalnızca yaradılıştan gelen özellikler ve kabiliyet şaman olmaya yetmez; çünkü şamanlık mesleğini icra edebilmek için zorunlu olan bilginin de öğrenilmesi gerekir. Şamanların soylarında mutlaka başka şamanlar da vardır. Şamanlık nesilden nesile aslında irade dışı olarak, ruhların aracılığıyla ya da genetik olarak akıp giden bir gelenektir. Nitekim Sagaylarda istem dışı olarak sülalenin atası olan şamanın
Sayfa 110·Kitabı okuyor
Şamanlar genel olarak ak şamanlar ve kara şamanlar olarak ikiye ayrılır. Ancak bu ayrım nispeten geç dönemlerde ortaya çıkmış olmalıdır. Eliade'ye göre ilk şamanlar ak şamanlardı. Kara şamanlar sonradan ortaya çıkmıştı ve muhtemelen İran etkisiyle gelişmişti. Altaylılara göre de şamanlar gökyüzüne çıkan, yeraltı ruhlarıyla ilişki kuran ya da her iki âleme de gidip gelen şamanlar olmak üzere üç gruptu. Seyidov'a göre bu durum Türk dininin gök ve yer olmak üzere iki esas prensibe sahip olmasıyla ilgilidir. Ak aynı zamanda Ülgen'in de renk simgesi olduğundan ak şamanlar kara şamanlardan daha kutsal sayılır. Bununla birlikte yer ve yeraltı ruhlarıyla daha çok ilişki-ye geçen kara şamanlar diğerlerinden çok daha fazla çekinilen şamanlardır. Eliade kadın şamanların gök yolculuğuna çıkmadıkları için daima kara şaman kategorisinde olduklarını belirtir ki herhalde bu düşünce de geç dönemlerde gelişmiştir.
Sayfa 109·Kitabı okuyor
Varlığına inanılan ruhlar, tanrılar ve insanlar arasında aracılık yapan din adamlarına şaman adı verilmektedir. Bunlar her türlü hastalığa çare bulmak, hastanın hastalık esnasında ayrılan koruyucu ruhunu geri getirmek, kısırlık ve zor doğumlarda yardım etmek, verilen kurbanları gök ve yer tanrısına ulaş-tırmak, çeşitli dinsel törenleri icra etmek, ruhları ait oldukları yere (ölüler alemine) göndermek, kötü ruhlardan insanları korumak için ayinler düzenle-mek, fal bakıp gelecekten haber vermek gibi işleri yaparlar. (Şaman bu insanlara eski türklerde kullanılan bir hitap değil, o dönemler kam ya da oyun denilen isimlerle anılıyorlar. Bu terim erkek ya da kadın şamanı aynı anda ifade eder. İkisi için farklı bir söylem yoktur.)
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Reklam