Ayşe

Ayşe
@alisze
“Jack of all trades master of none, though oftentimes better than master of one.”
Çin kaynaklarında Göktürklerin atalarına yedinci ayın yedinci gününde kurban sundukları açıklanmaktadır. Bu kurban, bir erkek ve bir dişi kurttan oluşan bir ataya tapma şeklindeydi ve atalar mağarası denilen bir mağarada gerçekleşiyordu. Öte yandan aynı devirde insan atalara tapma biçimindeki bu ata kültü, ölülere tapınılan bir tapınağın ya da ölüyü temsil eden yazılı mezar taşı ya da heykelin yanında da icra ediliyordu. Hunlarda olduğu gibi insan ataların ruhlarına da kurban sunuluyordu. Bazı araştırmacılar bu erken devir Türklerinde atalara insan kurban edildiğinden de söz ederler ancak bu tartışmalıdır.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Reklam
Türk mitolojisinde görülen ve erken dönemden itibaren ortaya çıkan tözler(ruhlar), yani idoller esas olarak animizme ve Ataya saygı ya da tapınma kavramına dayanır. Animize göre bütün varlıkların canlı cansız fark etmeksizin ruhu vardır
Türk mitlerinde belki de dualist anlayışın etkisiyle karşılaşılan bir husus da, iyi vasıflı tanrı ve ruhların kötü yanını temsil eden başka şekillerinin (avatar) bulunmasıdır. Örneğin iyi vasıflı bir tanrıça olan Umay'ın kötü bir şeklini veya ondan türetilmiş bir şeklini halk arasında "al karısı, al" vb. isimlerle ifade eden ve lohusa kadınlara, onların çocuklarına musallat olduğu düşünülen aslında lohusa hummasını anlatan ruh ifade edebilir. Çünkü güneşle de özdeşleştirilen Umay'ın ısı ve ateşle de ilişkisi kurulmaktadır.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Eski türklerde plesenta ve göbek bağı gibi kavramlar Umayla ilişkilendirilirdi. Bebekten kestikleri göbek bağını ocağa yakın yerlere gömer ve "Arpa gibi köklü ol", "Ardıç gibi dallı ol" derlerdi. Günümüzde hala devam eden, yeni doğan çocukların göbeğinin ilerde iyi bir meslek sahibi olması veya talihinin iyi olması için uygun görülen yerlere gömülmesi geleneği muhtemelen buradan gelmektedir. Beşik döneminde bebek yalnızca Umaya aittir, Umay her zaman çocukla beraberdir. Umay'ın çocukla beraber olduğunun işareti, çoçuğun uykudayken gülmesidir.Yalnızca umay onla konuşur ve onu korur. Bebek gülüyorsa Umay onunla konuşup güldürüyordur. Bebek ilk kelimelerini etmeye başladığında ancak Umay onla konuşmayı bırakır. Bazen onun çocuğu terk ettiği zamanlar da olur. Bu ayrılma uzun sürdüğü zaman çocuk hastalanır. bebek sürekli ağlıyor ise Umay onu terk etmiş ve kötü ruhlar ona musallat olmuş demektir. Böyle bir durumda kama başvurulur ve bebeğin kutunun (ruhunun, yaşam enerjisinin) çalınıp çalınmadı kontrol edilir. Ne zaman bir çocuk doğacak olsa Umay, süt ak gölden aldığı bir damlayla (kutla) ona hayat verir. Her bir damla bir çocuk kutudur. Ruhun rahme intikali Umay ana tarafından gerçekleşir Umay ebelik ettiği çocukların ismini özel bir kitaba yazar. Ne zaman ki buraya yazılan ismin rengi solup kaybolursa o zaman o kişinin ömrü son bulur. Umaya Yayuci ismiyle hitap edildiği de olmuştur
Mitoloji
Türk mitolojisinde Yo Kan (Ulu Toyan denilen başka bir varlıkla da benzer olduğu düşünülüyor) dediğimiz varlık, yer ilahlarının en kudretlilerindendir. Dünyanın merkezinde olduğu varsayılan ve ucu Ülgen'in evine kadar ulaşan bir çamın (dünya ağacının bulunduğu yerde oturur. So Kan ve Temir Kan isimli iki çocuğu vardır. Bunlar, insanlar tarafından sunulan şeyleri memnuniyetle kabul eder. Talay Kan ise yer ilahlarından denizlere hükmedenidir. Ölülerin koruyucusu ve yeryüzündeki tüm suların hakimidir. Evi, on yedi denizin birleştiği yerdedir. Ele aldığımız bu ilah, Yunan mitolojisinde Poseidona (Neptunus) veya Mezopotamya tanrılarından Ea'ya karşılık gelir. Yer ilahlarının en önemlilerinden bir de Umay Ana gelir.
Reklam