Puan vermedi·216 syf.·
2023 62. kitabı
"Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib Adıvar Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır." "Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. "II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır." "Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi ."Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş
Roman Edebiyat Türk Klasikleri
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Kuyudayız
Puan vermedi·240 syf.·
2019 111. kitabı
Hüzünleniyoruz, umut var. Gündelik kelimelerle gün-dışına yolculuk. *** Bu kitabı bir arkadaşımla kitap fuarından aldım. Fırından yeni çıkmış ekmek sıcaklığıyla birlikte rayihası da üzerindeydi kitabın. Arkadaşım kitabın ismini görünce "Neden tamamlanmamış" nevinden bir söz etti. Bunu söylerken devamı vardır illaki diye de dikkatlice baktı kapağa. İçimden hızlıca bir ışık geçti o böyle deyince. Çünkü diye parladı o ışık; tamamlamak yazarın işi değil, okurun, yani bizlerin işi. Işığımı, aldığım kitabımla birlikte torbaya koyarken imza için sıraya girdik. Yazarımız henüz gelmemişti zira imza saatine hatrı sayılır denebilecek kadar süre vardı. Çok kalabalıklaşmadan erken gelmek istemiştik zaten. İyi oldu. Hem erkenden gitmek her daim iyidir. Oldum olası bekletmeyi seven biri olmadım. Ve yine oldum olası bekletmekten ziyade beklemeyi yeğledim, bu durumdan da en az bekletmek kadar haz etmesem bile. Bir yandan kimisi ayakta, kimisi yere oturmuş, kimisi arkadaşıyla muhabbette, kimisiyse elinde yeni aldığı kitaplara bakar halde olan sıradakilere bakarken diğer bir yandansa daha önce kanlı canlı görmediğim yazarı haliyle merak ediyor ve acaba resimdekiler gibi mi diye düşünüyordum. Hatırı sayılır denebilecek süre arkadaşla girdiğimiz muhabbetle geldi geçti ve yazar imza masasına geldi oturdu. Ak saçlı, ak sakallı, cılız birisi. Üzüldüm. Gerçek halinin kafamdaki resme uymadığından değil, bizzat onun durumuna. Hasta mı acaba diye düşündüm. İmza sırası bana geldiğinde de bunu ona sordum. Sordum derken hasta mısınız olarak değil, bir rahatsızlığınız yok inşallah diyerek bir nevi duada bulundum. Cevabını benim de tebessüm etmeme yardım edecek bir tebessümle verdi; "Daha o yaşlara gelmedik". *** Kitabı imzadan birkaç ay sonra okudum. Gözlerinden yaş yerine taş dökülen bir
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma