📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çünkü hiç değilse, agnostik, Sokrates gibi “bilmediğinin” farkındadır ve bunu dürüstçe ilan etmektedir. Anthony Kenny’nin de dediği gibi:
“Bilgi iddiasının doğrulanmaya gereksinimi vardır. Bilgisizliği ise yalnızca itiraf etmek gerekir.”
Agnostisizm, benim tanımlamama göre “bilmemek”ten ziyade “bilmediğini bilmek”tir. Laozi’nin ne dediğini hatırlayalım:
Bilmediğini bilmek en büyük bilgidir. Bilmediğini bilmemek bir kusurdur. Ermiş kişinin kusuru yoktur. Çünkü kusuru, kusur olarak teşhis edebilir. İşte bu yüzden kusurdan uzaktır.
Tanrı ister var olsun, isterse olmasın, insan dediğimiz varlık ne kendi zihniyle ne de kendi ürettiği cihazların yardımıyla, hiçbir zaman bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu öğrenemeyecektir. Çünkü bir agnostiğe göre buradaki zorluk, “kendisinin bu sorunun cevabına sahip olmadığına ve olamayacağına” inanır. Robert Ignersoll’un deyimiyle:
“Agnostik sadece 'Ben bilmiyorum' demez. O, bir adım daha ileri gider ve büyük bir vurguyla 'sen de bilmiyorsun!' der.”