9

iktidarlar, bayrak, din ya da kahramanlanmız gibi ortak değerlerimizin arkasına gizlenip, özgürlüklerimizi kısıtlayarak rejimlerini ayakta tutar. Türkiye'de askerle el ele verip darbeyle 9 Mart'ta iktidar olmak isteyenler Mustafa Kemal'in kalpaklı fotoğrafını kullanırken, onlara karşı darbeyle devleti ele geçiren 12 Mart Cuntası, Atatürk'ün mareşel üniformalı fotoğrafım simgeleştirmişti. Derken başka bir cuntanın başı, Kenan Evren, Amerika'nın sola karşı lslam'ı kullanma projesinde yerini alıp elinde Kuran, memleketi turlayıp Atatürk'ün dinine bağlılığı üstüne nutuk atar oldu. Bugün de, bir yanda Atatürk'ü laikliğin kalkanı olarak kullananlar, diğer yanda Atatürk'ün dev portreleri altında poz veren İslamcı bilinen iktidar sahnede. Her halükarda, kanunla da korunan simge kutsallaştırıldığından karikatürü bile yapılamıyor. Simgelerin rejimle bütünleşmesi özgürlük yanlılarını da aldatır, hedef şaşırtır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Schiller'in epigramı kulaklarımda uğulduyordu: "Nasıl da tek bir zengin besliyor bu kadar çok dilenciyi. Krallar inşa ediyorsa, işçiler taşımak zorundadır."
Durmadan değişmekten, gelişmekten, çağdaşlaşmaktan, treni kaçırmamaktan söz ediliyor, önüne gelen bize farklı bir yarın vaat ediyor. Oysa azıcık da duralım. Kendimizi anlamaya çalışalım.
Bana acı, gülünç gelen ise şu Ben Türküm ya, Türklüğümden şüpheye düşenler.
Ölüm serin bir gecedir, hayat sıcak bir gün.
Sayfa 84·Kitabı okudu