Yönetmeden, yönetmek mümkün müdür? Liberal yönetim sanatının sorduğu sorulardan biri şüphesiz buydu. Ekonomik alan hükümdarın bilgisinin ufkunu aşıyordu, merkantilist politikalardan (zero-sum game) uzaklaşılıyor ve A. Smith’in etkisiyle uluslararası ticari ilişkiler güçleniyordu. Liberal yönetim sanatına duyulan gereklilik tam da bundan kaynaklanıyordu.
Klasik liberaller ekonomik alanı hükümdarın rahat bırakması gereken bir alan olarak görürken, yeni nesil Ordoliberaller ve Neoliberaller devletin yönetmeden yönetmesini ve toplumu piyasa için en uygun şartlara getirmesini istiyordu.
Foucault bu dönüşüm sürecini önce merkantilizmden klasik liberalizme, ardından Alman Ordoliberallerinden Amerikan Neoliberallerine uzanacak şekilde geniş çapta inceliyor. Klasik liberaller ile yeni dönem ordo/neoliberallerin yönetime bakış açılarının arasındaki farkı kavramak önemli.
Kitabın bana kalırsa en can alıcı kısmı ise Homo-Economicus’a dair incelemesi. Neoliberal ekonomik akılsallığın nasıl kendi alanından taşıp her yeri ele geçirmeye başladığını gözler önüne seriyor. Özellikle Becker’dan yapılan alıntılar çok şaşırtıcı.
Son olarak sivil toplum analizinin çok daha detaylı bir analizi hakkettiğini ve kitapta yüzeysel kaldığı aşikar.
Ancak Foucault’nun analizi göstermektedir neoliberalizm hem yönetimsel, hem toplumsal hem de belki de metafiziksel diyebileceğimiz içgüdüsel/ruhani alanlarda dahi yayılmak ve genişlemek istemektedir. Ekonomik bir politikanın ötesinde bir ideolojidir ve ya toplumsal bir dönüşüm amacı taşımakta ya da bilinçsizce buna sebep olmaktadır.
İyi okumalar dilerim.