sıla göylüsün

sıla göylüsün
@alkyoneross
Puan vermedi·392 syf.··
2025 5. kitabı
Yönetmeden, yönetmek mümkün müdür? Liberal yönetim sanatının sorduğu sorulardan biri şüphesiz buydu. Ekonomik alan hükümdarın bilgisinin ufkunu aşıyordu, merkantilist politikalardan (zero-sum game) uzaklaşılıyor ve A. Smith’in etkisiyle uluslararası ticari ilişkiler güçleniyordu. Liberal yönetim sanatına duyulan gereklilik tam da bundan kaynaklanıyordu. Klasik liberaller ekonomik alanı hükümdarın rahat bırakması gereken bir alan olarak görürken, yeni nesil Ordoliberaller ve Neoliberaller devletin yönetmeden yönetmesini ve toplumu piyasa için en uygun şartlara getirmesini istiyordu. Foucault bu dönüşüm sürecini önce merkantilizmden klasik liberalizme, ardından Alman Ordoliberallerinden Amerikan Neoliberallerine uzanacak şekilde geniş çapta inceliyor. Klasik liberaller ile yeni dönem ordo/neoliberallerin yönetime bakış açılarının arasındaki farkı kavramak önemli. Kitabın bana kalırsa en can alıcı kısmı ise Homo-Economicus’a dair incelemesi. Neoliberal ekonomik akılsallığın nasıl kendi alanından taşıp her yeri ele geçirmeye başladığını gözler önüne seriyor. Özellikle Becker’dan yapılan alıntılar çok şaşırtıcı. Son olarak sivil toplum analizinin çok daha detaylı bir analizi hakkettiğini ve kitapta yüzeysel kaldığı aşikar. Ancak Foucault’nun analizi göstermektedir neoliberalizm hem yönetimsel, hem toplumsal hem de belki de metafiziksel diyebileceğimiz içgüdüsel/ruhani alanlarda dahi yayılmak ve genişlemek istemektedir. Ekonomik bir politikanın ötesinde bir ideolojidir ve ya toplumsal bir dönüşüm amacı taşımakta ya da bilinçsizce buna sebep olmaktadır. İyi okumalar dilerim.
Biyopolitikanın DoğuşuMichel Foucault · İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları · 201955 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·300 syf.··
2025 3. kitabı
Polanyi aslında Büyük Dönüşüm’de 20. yüzyıl uygarlığının çöküşünü anlatıyor. Hikayeyi geriye sarıp serbest piyasanın, temel liberal eserlerle özellikle Adam Smith, sonrasında Ricardo gibi yazarların fikirleriyle nasıl ortaya çıktığı ve en önemlisi toplumun bu kendi kurallarını göre çalışan piyasaya nasıl ‘uydurulduğunu’ anlatıyor. Özellikle Enclosure Movement yani Çitleme Hareketi’nin etkileri insanın kafasında bambaşka bir pencere açıyor. Tarihteki neden sonuçların hiç de öyle birbirlerini takip eden doğal olaylar zinciri olmadığını, devletin özellikle bu süreçte toplumu nasıl oyun hamuru gibi şekillendirdiğini görmek gerekiyor. Kitapta sanırım en sevdiğim kısım ‘işçinin’ doğuşu kısmı oldu bu nedenle. Son olarak faşizm ve serbest piyasa arasındaki ilişkiye dair; faşizm her ne kadar anti kapitalist gibi gözükse de ikinci dünya savaşı Almanya’sının da sanayi kapitalizminin bir sonucu olduğu aşikardır. Belki de kitap fazla erken dönem (1944) olduğu için bu durum henüz fark edilmemiş olabilir. Neyse okuyalım, okutalım.
Büyük DönüşümKarl Polanyi · Alan Yayıncılık · 1986161 okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2025 2. kitabı
Din sosyolojisi bilmeyen biri için (ben) anlamak hiç kolay değildi; özellikle kitabın ikinci bölümünde işler karmaşıklaşıyor. Bu nedenle detaylara hakim olabilmek adına kesinlikle 2. bir okumayı hak ediyor.
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin RuhuMax Weber · Alter Yayıncılık · 20091,562 okunma
Güneş Ülkesi ve Utopia
6/10
·145 syf.··
2023 8. kitabı
Campenalle'nın Güneş Ülkesi'nden önce Thomas More'un Ütopya'sını okudum ve Güneş Ülkesi'nin ilk birkaç sayfasını okur okumaz bu iki kitabın ortak bir incelemesini yapmam gerektiğini düşündüm. Bu benim ilk incelemem olacak o yüzden bir hatam olursa şimdiden affola. Öncelikle More ve Campanella'nın yaşadıkları dönemden ve kişiliklerinden bahsetmek gerekiyor bence. Campanella yaklaşık olarak More'dan 100 yıl sonra dünyaya gelse de bana kalırsa ikisinin ortak olan bir çok noktası var. Öncelikle ikisi de koyu Hristiyanlar ve Reformist harekete karşılar ancak bir yandan da Avrupa Hristiyanlığının yozlaştığının da farkındalar. Bu nedenle iki kitapta da Avrupa toplumlarına karşı bir özeleştiri mevcut, hatta ideal devlete ilişkin bir kitap yazma istencinin de buradan geldiğini düşünüyorum. Aynı zaman da iki yazar da hayatlarını fikirleri uğruna harcamış diyebiliriz. More, fikirleri nedeniyle idam edilirken Campanella tüm hayatını hapislerde harcamış. İkisi de doğru bildiklerine sarılmış ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla kendi doğrularını da okurlarına sunmak istemişler. Şimdi kitapları kıyaslamaya gelirsek, ben açıkça Thomas More'un Ütopya'sını daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. More'un hem sistematiği hem dili Campanella'ya kıyasla daha iyi. Campanella ise kitapta bir çok kez tekrara düşmüş ve anlatımı doğru bir çerçeveye oturtamamış. Bunun yanında Campanella'nın Güneş Ülkesi, Platon'un Devlet'ine de benzer özellikler gösteriyor. Örneğin; Güneş Ülkesi çok daha katı ve devletçi bir yapıya sahip. Bunu 4 büyük yöneticinin değişmeyişinden, yargıçların Güç'e bağlı oluşundan, cezalarından çok daha katı oluşundan ve en önemlisi bireysel yaşamın kitapta çokça geriye atılıp toplumun öne çıkarılışından anlayabiliyoruz. Ayrıca kitapta örneğin ortak kadın gibi olguların biraz
2023 Okuma Raporları
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Alfa Yayıncılık · 20224,677 okunma