“Ey insan!
Kafdağı kadar yüksekte olsan da,
kefene sığacak kadar küçüksün.
Unutma, her şeyin bir hesabı var,
üzdüğün kadar üzülürsün.”
Şems-i Tebrizi’nin adı, Mevlana Celaleddin-i Rumi ile duyulmuş gibi sanılsa da aslında o, “İslam Dininin Güneşi”dir. Rumi’nin olgunlaşmasını sağlar ve Divan-ı Şems-i Tebrizi olmak üzere pek çok eseri yazmasında ona ilham ve bilgi kaynağı olur.
Şems, Rumi’nin gölgede kalan kısmını aydınlatan cevherdir. Rumi’nin “merhamet okyanusuna” okyanus, “bilgi ummanına” umman katar. Rumi’yi tıkandığı yerden çıkarır, hakikatin göz kamaştırıcı aydınlığı ile kavuşturur. Şems kimdir?
Her kim aydınlığı, güneşi, Allah’a olan aşkı anlatmak isterse, cümlelerinde O’nun adını kullanır. Kullanmazsa, anlattığının duygusu da anlamı da eksik kalır. Her ne kadar adı Mevlana Celaleddin-i Rumi ile tanınmış gibi görünse de aslında “İslam Dininin Güneşi” yani Şemseddin olarak bilinen Tebrizli Şems’in gerçek adı Muhammed’dir (Mevlana Muhammed Bin Ali). Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin olgunlaşmasını sağlayan “Sohbet Şeyhi” olarak bilinir ve başta Divan-ı Şems-i Tebrizi olmak üzere Rumi’ye birçok eserde ilham ve bilgi kaynağı olmuştur. O, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin gölgede kalan kısmını aydınlatan cevherdir. Şems-i Tebrizi Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “merhamet okyanusuna” okyanus, “bilgi ummanına” umman katar. Onu tıkandığı yerden çıkarır, hakikatin göz kamaştırıcı aydınlığı ile kavuşturur.
Şems-i Tebrizi, İsmailiye mezhebi büyüklerinden Büzrükümid’in torunu Havend Alâeddin’in oğludur. Alâeddin, dedelerinin sapkın inançlarını bir tarafa atarak, baba ve dedelerinin kitap ve defterlerini yakmış, tam anlamı ile İslam ve ehlisünnet inançlarını benimsemiştir. Babası ise ticaret maksadıyla Horasan’dan Tebriz’e gelmiş, oraya yerleşmiştir. Şems, 1185 yılında Tebriz’de dünyaya