7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:44
Kitaba başlarken hedefim kaybettiğim okuma alışkanlığımı geri kazanmaktı ve bunun için bundan 6 sene önce okuduğum Simyacıyı seçmiştim iyi ki de öyle yapmışım. Hayatımızın belirli döneminde kendi kişisel menkıbemizin ne olduğunu düşünürüz onu fark etttiğimizde önce anlamayız sonra o bize kendini hatırlatacak işaretler gönderir. Benim hayatımın tam bu dönemindeydi işaretleri fark ettiğim ama adım atmadığım şimdi ise ne olursa olsun kendi kişisel menkıbemi gerçekleştirmem gerektiği ve yaşadığım tüm olayların aslında kendi kişisel menkıbemin içerisinde olduğunu farketmemi sağladı. Kitabın başında çoban olan Santiago sonunda yine aynı yere döndü ama bu sefer öğrendikleri ve aşkı vardı. Benim kitapta en etkilendiğim yerlerden biride Fatima ile olan ilk görüşte aşktı “ Ve aşktı bunun adı , insanlardan da çölden de daha eskiydi, tıpkı kuyunun yanında bu iki bakışın buluşması benzeri, iki bakışın buluştuğu her yerde, her zaman aynı güçle ortaya çıkardı.” “bir gün bu kadının kokusunu bıraktığını ve bu kadının yaşadığını bile bilmeden onu sevmiş olduğunu düşündüm ve bu kadının duyduğu aşk ona dünyanın bütün gizlerini açacaktı” ve benim için en anlamlı alıntı “ başarısızlığa uğramak korkusu şimdiye kadar Büyük Yapıta girişmeme engel oldu on yıl önce başlamam gereken şeye ancak şimdi başlayabiliyorum ama 20 yıl beklemiş olduğum için de mutluyum. “Düşüşüzü gerçekleştir emememmizin yanı sıra ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri iyice öğrenmemmizi ister ama insanların çoğunluğu işte bu anda vazgeçerler çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız Vanın palmiyeleri Ufukta görülmüşken susuzluktan ölmek” ve kitabın son sözlerinde en etkilendiğim ve son alıntı da “gerçekte kendi kişisel menkıbesi yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir.” Eğer bu kitabı hala okumayan varsa kesinlikle
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,8bin okunma
Kargaları severim ama... Bu karga yası kalbimde hissettirmedi.
Puan vermedi·122 syf.·
2026 63. kitabı
Kitap, edebiyat dünyasında özgün bir yas anlatısı olarak kabul görmüş ve birçok ödül almış. Baba, Çocuklar ve Karga olmak üzere üç farklı sesin tamamen parçalı, kolaj hissi uyandıran sayıklamaları, anlık diyalogları ve soyut metaforları üzerine kurulu bir metin. Yasın evrelerini anlatmasıyla birlikte, yazarın tercih ettiği anlatım tarzı ve dilsel biçimi bende karşılık bulmadı. Benim okuma pratiğimde bir yas anlatısının okura geçebilmesi için karakterlerin iç dünyasıyla güçlü bir bağ kurabilmem, o derin hüzün ve boşluk duygusunu kelimelerin ardındaki samimiyette hissedebilmem gerekir. Ancak Porter'ın dili fazla parçalı. Absürtlük içeren anlatılar, ölümün ve o büyük kaybın gerçekçi ağırlığını benden uzaklaştırdı. Postmodern edebiyattan, dil oyunlarından hoşlanan okurlar için hafif ve keyifli bir egzersiz olabilir. Benim dünyama dokunmadı. İyi kitaplar okumanız dileğiyle...
Alıntı
Tüylü Bir Şeydir Şu YasMax Porter · Monokl Yayınları · 2017454 okunma
Reklam
Bir kadının ruhu nerede söner, nerede dilsizleşir kadın...
Puan vermedi·75 syf.·
2026 64. kitabı
Her şey, doğduğu o ilk evde, çocukluk ve genç kızlık yıllarında başlar. Daha büyüyemeden "el alem ne der" baskısıyla kuşatılır, hayalleri elinden alınır ve hayatı sadece katlanılması gereken bir "görevler" dizisine dönüştürülür. Bir kadının ruhu; kendi hayatı hakkında tek bir özgür cümle kuramadığı, içinden geldiği gibi "hayır" ya da "evet" diyemediği o ilk gençlik yıllarında, sessizce ve erkenden söndürülür. Bu dilsizlik bizim topraklarımıza da hiç yabancı değil; azaldı ama bitmedi... Kadınlar mutsuzluğa, dayatılan evliliklere, kapalı kapılar ardındaki darbelere, hor görülmeye ve sessizce yok edilmeye çoktan doydu, fazlasıyla doydu. Handke'nin annesi de tam olarak bu doymuşluğun, bu dilsizliğin kurbanlarından biri. Okuduğumuz hikaye onun hikayesi. (-mi sadece?) Genelde kurgu dışı kitapların incelemelerine göz atarım; yazım tekniğiyle alakalı yorumlar var mı diye anahtar sözcükler ararım, fikir versin diye. Okunma istatistiklerine ve inceleme sayılarına ise genelde hep bakarım, "çünkü ben de ekonomistim" :) Okunurluğu 500’ü bile bulmamış bu incecik kitap hakkında, çoğunluğu kadınlardan gelen bayağı bir inceleme kaleme alınmış. Fakat ben asıl özetle, "Okuyucuya hiçbir şey katmayan, zerrece önemsiz bir kitap" yazan bir okurun satırlarını görünce bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Hiç mi bir insanın dilsizlikle nasıl kişiliksizleştirildiğini görmedin? Hiç mi o parlatılmış pencerelerin arkasındaki görünmez emeği, o "biçimi kusursuz sefaleti" sezmedin? "Be adam!" diye yükselmedim dersem yalan olur. Ne acı bir duygusuzluk ama... Belli ki ne kadınları, ne taşrayı ne de yazarın o çiğ dürüstlüğünü zerre kadar anlayamamış. Ama gayet göğsünü gere gere yorumunu yapmış. İlginç... Bize hiçbir şey katmadığı iddia edilen bu "önemsiz" kitap; yoksulluğun sadece cüzdanı
Alıntı
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Ada Yayınları · 1985434 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:44
Yaşam tarzları, hayata bakışları ve stoacılık gibi fikir dünyalarıyla Müslümanların olması gereken kayıp kimlikleri olarak görmek mümkün Japon halkını. İkinci dünya savaşında aldıkları yaralara ve hatta yedikleri 2 atom bombasına rağmen bugün teknolojiden eğitime, kültüre kadar her sahada imrenilesi bir medeniyet örneği sergiliyorlar. Uzun ömür bahane ancak hayat felsefeleri ile bizi biz yapan hayatın anlamını bulma yolculukları ile (ve tabi ki Ikigai yani anlamlı birer uğraş ile) onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Sentez yapabildiğimizde karakterimize yaşayışımıza ve inancımıza çok pozitif etkileri olacağına inanıyorum.
Alıntı
Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam SırrıFrancesc Miralles · İndigo Kitap · 202024bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Bu kitabı okumak sarsıcı ve etkileyici oldu benim için. İçindeki iki kadını da, acılarını da, umutlarını da,umutsuzluklarını da sanki tanıyor gibiydim. Melal ve Sadberk'in hikayesini öyle vurucu bir şekilde yazmış ki Funda hanım, iki hikayeyi de okur rahatlıkla içselleştirebiliyor. Melal ve Sadberk hayatları bir şekilde kesişen iki kadın. Ne yazık ki ikisinin de ortak noktası narsist bir eş ile evli olmaları. İkisinin de evlenmeden önce yaşadıkları mutlulukları ve evlendikten sonra adım adım gelen acıları anlatılıyor. Ve tüm bunlar anlatılırken, özellikle Melal'in göz göre göre, böyle bir hayatı seçtiğine bile kızamıyorsunuz. Altında yatan nedenleri okuyunca hak bile veriyorsunuz. Ama sonra? Herkesin bir dayanma sınırı vardır, sonrasında Melal bu azaptan kurtulacak mı dersiniz? İki kadının birbirine olan desteği aslında bu süreçlerde bunun ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Kartal ve Güneş'in hikayesi ise sizi bu hikayeden alıp bambaşka yerlere sürüklüyor. Karı-koca psikiyatrist olan bu çiftin, kendi dertlerine derman olmak için yaşadıkları şeyler ise hepimize örnek olacak türden. Kitabı çok beğendim. Öyle bir yerde bitti ki, hiç beklemiyordum ve öylece kitaba bakakaldım. Şimdi ikinci kitabı da okuyacağım ve bu iki kadın için farklı hayallerim var. Umuyorum ki devamı güzel bitecek bu hikayenin. Bir de o kadar çok alıntı ki var not aldığım. Bunları da 1k hesabımdan okuyabilirsiniz. Her biri pek kıymetli. Size soruyorum, narsist bir eş gerçekten değişir mi? Keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
Kocam Bir NarsistFunda Uçuk Er · Hayy Kitap · 2025421 okunma
8/10
·340 syf.··
2026 36. kitabı
Hamnet Büyük bir ateş yakacağız çünkü ateşi düşürmenin en tesirli yolu alev alev yanan bir ateştir. Hepinizin bildiği, çoğunuzun ya okuduğu ya da filmini mutlaka izlediği bir eser Hamnet. Roman, Shakespeare’den çok onun eşi Agnes’e odaklanıyor. Agnes; şifacılığıyla, güçlü sezgileriyle ve evlat acısını en derinden yaşayan bir anne olarak hikâyenin merkezinde yer alıyor. Bana göre kitabın asıl kahramanı da o. Kitabı okurken, bir evlat kaybının sadece bir insanı değil, bir evi, bir aileyi ve hatta bütün bir hayatı nasıl değiştirebildiğine tanık oluyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe o acının herkesi yavaş yavaş nasıl sardığını hissetmemek mümkün değil. Hamnet, benim için yalnızca başarılı bir edebi eser değil; bir yazarın evlat acısını unutulmamak üzere satırlara işlemesinin, onu ölümsüzleştirme çabasının bir yansıması. Ben filmini de izledim. Hem kitap hem film oldukça etkileyici ve yer yer insanın içini burkan bir anlatıma sahip. Sizlere kitaptan birkaç alıntı bırakıyorum. Onun gibisini tanımamışsındır.İnsanların ne diyeceği umurunda bile değil.Kendi bildiğinden şaşmıyor. İnsanın olmak zorunda olduğu kişi olabildiği için değil,olduğu gibi,koşulsuz şartsız sevilmesinin nasıl bir şey olduğunu hatırlayarak büyüyor. - Sakın beni unutma ..
HamnetMaggie O'Farrell · Teas Press · 20269,6bin okunma
Reklam
Reklam