•Spoiler içerir.
Yazarla tanıştığım kitap olur kendileri.
Kitabımın sayfalarını kapattıktan sonra anladım ki yazarla tanışmak için en doğru kitabı seçmişim. Hem kısa hem de akıcıydı.
Kitabı birkaç saatte bitirip bir köşeye kaldırabilirsiniz fakat anlatılmak isteneni anlamaya çalışmak, hikâyeyi düşünmek ve kendini Hasan’ın yerine koymak mahvediyor insanı.
Kitabı okurken hemen her sayfasında aklıma Harper Lee’nin, Bülbülü Öldürmek kitabında geçen şu cümle geldi: “Bazı insanların hayatlarını, bazı insanların hiç düşünmeden cehenneme çevirmesine ağlamazsın.” O kadar iyi, o kadar açık anlatıyor ki Yaşar Kemal kitabında bu cümleyi... Hatta Yılanı Öldürseler, bu cümlenin hikâyeleşmiş hâli gibi...
Jose Saramago, Körlük isimli kitabında, “Kötü yürekliliğin ve kötülüğün sınırı olabileceğine güvenmiyorum.” diyor. Yaşar Kemal kitabında bir de bunu anlatıyor bize. Hem de dolu dolu anlatıyor... İnsanların ne kadar çirkin olabileceklerini gözler önüne seriyor her satırıyla...
İnsanlar asla susmamalarıyla; hayatlarını, Esme’nin öldürülmesini sağlamaya adamışlar gibi yaşamaya başlamalarıyla; yalanlarıyla mahvediyorlar Hasan’ı. Hasan’ı: Küçük bir çocuğu. Bunu en yakın akrabaları, içinde büyüdüğü köyün halkı yapıyor üstelik. Biz de insanların içlerinde barınan pisliğin, kötülüğün sınırsız olabileceğini okuyoruz her satırda.
Mehmet Rauf, Eylül isimli romanında, “Lâkin nasıl yaşıyorlar yârabbim, sevmeden, sevilmeden nasıl yaşıyorlar?” diyor. Hasan’ın etrafı, kalplerini sevgiye kapatmış insanlarla doluydu. Hasan’ın babası, Esme’ye; Hasan’ın annesine aşık olduğunu söylüyordu fakat ona tecavüz etmişti. Babaannesi, oğlunu; Halil’i sevdiğini ve onun öldürülmesine dayanamadığını söylüyordu. Fakat Halil’in oğluna, Hasan’a, torununa, küçük bir çocuğa, kendi oğlunun oğluna, annesini öldürtmek