Cuma, 3 Ağustos, sabah 10.25
"Alo... buyrun ben Dedektif Hunter."
"Merhaba Robert, senin için bir sürprizim var,"
Hunter neredeyse kahve fincanını düşürecekti, donakaldı.
Bu metalik sesi çok iyi tanıyordu. Bu sesin aramasının tek bir şey ifade ettiğini biliyordu- parçalanmış yeni bir ölü beden.
"Son zamanlarda ortağından haber aldın mı?"
Hunter bir kere daha sessiz tuşuna bastı.
"Ona ne yaptın?"
"Şimdi dikkatini çekebildim mi?"
Söylediğim gibi bu bir sürpriz Robert.
Ama fark yaratman için sana bir şans daha vereceğim. Belki bir kez daha çaba harcarsın.
Bir saat içinde Güney Passadena'daki Pasifik yolunda, eski numarası 122 numaralı binanın bodrum katındaki çamaşırhanede ol. Destek getirirsen Garcia ölür. Bir saat içinde gelmezsen de ölür ve bana güven Robert, bu çok yavaş ve acılı bir ölüm olur."
Telefon kapandı.
Dedektif Robert Hunter Haçlı katilini bulabilecek mi ?
Neden Haçlı katili lakabını almıştır?
Kurbanlarını rastgele seçen biri mi?
Haçlı katili yıllar önce yakalanıp cezaevine atılmıştı. Cezaevinde intihar ederek hayatına son vermişti.
Dedektif Hunter ve ortağı Garcia bu cinayetlerin ortak bağlantısını bulabilecekler mi?
Bu yeni metalik ses her şeyin en başta başlamasına sebep olur.
Hunter ve ortağı Garcia Haçlı Katili 'nin işleyeceği cinayetlere engel olabilecekler mi?
Haçlı Katili sürpriz biri çıkar!
Haçlı KatilChris Carter · Pegasus Yayınları · 2014625 okunma
bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo???
duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim.
aşağıda spoilerlar var. !!!!
highlights:
-ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım.
-spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti.
-kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden
beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu
-nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm
-iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim.
-kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı.
ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım.
-aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok)
-nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3
-nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,316 okunma
Bilen bilir kitapları okumam neredeyse yerim :)
Hani çok acıkırsınız,şekeriniz tansiyonunuz düşer açlıktan.Eve gelir gelmez ağzınıza bir şeyler tıkarak yemek yersiniz ya.Hıh tam olarak öyle bir kitap.(Ne anlattım beeee)
Elimden bırakamadım
Ben kitap içeriğinden çok nadir bahsediyorum bana olan hislerinden bahsetmek daha mantıklı geliyor.(kendiniz okuyup tanıyın karakterleri banane)
Yine söylüyorum elimden bırakamadım,17 Haziran’da ne olacak,insan kendi çocukluğu ile nasıl konuşur.Ayyy noluyoorr :)))
Uyanıyorsun,bir telefon numarasına denk geliyorsun ve numarayı çevirip “alo” dediğin anda,karşı taraftan ölmüş babanın sesi.
Bence bu kadar yeterli :)
Keyifli okumalar herkese :)
Gittim ben
Köye taşınan Artur bir gün postada bir Süper Kahraman afişi bulur ve türlü işler için numaraları arayıp maceralar yaşar ta ki Lulu denen süper kahraman olmaya çalışan kızla tanışana kadar.
Atlas Tarih'in 95. sayısı Medeni Kanun'un 100. yılına ayrılmış. Dergide yeralan konular;
● Nargin: Cehennem Adası'nda Birkaç Saat
Hazar Denizindeki adada Türk askerlerinin esaretinin izleri.
● Yeni Vatan Yeni Sosyete
Türk Medeni Kanunu 100 yaşında.
● Alo! Orada mısın?
Telefonun 150 yıllık yolculuğunda neler yaşandı?
● St. Petersburg: İnkansızın Kıyısında
Rus Çarı 1. Petro'nun şehri nasıl kuruldu?
● Hermann Göring
Nazilerin ikinci adamı
● Robinsonların İzinde
Jules Verne'in Esrarengiz Ada romanı 150 yaşında.
● Bir Kilise İki İmparatorluk
Demre ilçesindeki Aya Nikolaos Kilisesi ve Rusların Antalya'ya ilgisinin kökenleri
● Keltlerin Göçü
Galatların Küçük Asya macerası
Keyifli okumalar.
Kitabın girişindeki İtalo Calvino'nun sunuşu çok etkileyici. Zaten kalemi kuvvetli, birikimi oldukça fazla, zekası kıvrak bir yazar olarak beğendiğim bir yazardı. Bu sunuşta kendisini, daha çok yazma serüveninin kısa bir özetini buldum. Elimde Fowles'ın günce'si var bir taraftan da. İkisi bir araya gelince 'gerçek' yazar olma gayesinin ne kadar zorlu olduğunu, yazarın aslında kendini aradığını, kendi derdini bir şekilde dışa vurmak olduğunu, popüler olmanın ve okunuyor olmanın gerçek yazarı o kadar da bağlanmadığını ama yaşamlarını sürdürmek için maalesef yazdıklarının bir şekilde satılmak zorunda olduğunu derinden hissettim.
Fowles ile Calvino farkı çok çarpıcı. Fowles bir kurgucu ve romanın bir aldatmaca olduğunu dile getirecek kadar cesur. Calvino ise tamamen nesnel ve gerçeklere dayanır yazma taraftarı. Bu farka rağmen, her iki yazarın da tüm dertlerinin kendileri olduğu o kadar etkileci ki. İkisinin tartışmasını dinlemeyi çok isterdim.
Bir okumada beni baştan çıkaran şey, yazarın o metni ortaya çıkarırken verdiği o korkunç emektir.
Calvino da Fowles da ne kadar çok okumuşlar, her şeyi nasıl da yalayıp yutmuşlar. Tabi ki başka yazarları da alabilirim şu an buraya ama, aynı anda okuma durumu ikisini anmama neden oldu
Bu kitap öyküler derlemesi. Calvino'nun dediği gibi içindeki politik düşüncelerin bir benzetme ile bir başka metin ile dile getirilişi. Bu metinlerde politika daha çok da eleştiri kokan hikayeler okuyacaksınız.
Özlemişim Calvino'yu.
İyi okumalar dilerim.