Zaman zaman solgun bir ışıl­tı kavis çizerek tavandan hızla geçiyor ve çalışma masası­ nın üzerinde ışıldayan bir nokta beliriyordu - bu noktanın ne olduğunu bilmiyordu: belki ağır kristal bir yumurta kı­lığına girmiş bir kağıt ağırlığının yüzeyi ya da masa üzerin­ deki resimlerinden birinin camı. Neredeyse içi geçmişti ki masanın üzerindeki telefonun çalmasıyla sıçradı ve hemen o an ışıldayan noktanın telefon sehpası üzerinde olduğunu fark etti. Kahya yemek odasından gelip içeri girdi, geçerken sadece masayı aydınlatan bir ışığın düğmesine bastı, ahize­ yi kulağına koydu, sonra Lujin'i fark r etmeden, ahizeyi deri kaplı kurutma kağıdı ıstampasının üzerine dikkatle bıraka­rak tekrar dışarı çıktı. Bir dakika sonra bir beye eşlik ederek geri döndü. Beyefendi ışığın çemberine girer girmez ahize­ yi eline aldı ve diğer eliyle de karanlıkta sandalyenin arka­sını arandı. Uşak kapıyı arkasından kapattı böylece müzi­ğin uzaktan gelen ürperişini kesti. "Alo," dedi beyefendi. Lujin kıpırdamaktan korkarak ve bir yabancının babasının masasına böyle rahatça yaslanmasından utanarak karanlı­ğın içinden adama baktı.
Artık bir telefon: "Alo! Ben iyiyim anne, vallahi iyiyim, sen nasılsın, dert etme kendine, yine doğurursun, yine büyütürsün, yine asılır her şairin infazı kalem tutmasıyla yazılır! Sen babama selam söyle.. De ki: Düşümde gördüm romatizma ağrıları bu kışa doğru dinecek... Biliyorum anne, biliyorum, biraz daha böyle konuşursam yüreğine inecek, ama ne yazık ki durmuyor dilim aslını sorarsan, dün geceden beri iyi değilim.."
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun sürmüş evliliklerde iki insan birbiriyle özdeşleşirmiş.Tepkilerde,coşkularda,hayata karşı tavırlarda...
Sayfa 158·Kitabı okudu
Birbirleriyle çok iyi anlaştıklarını söyleyen insanlar,ayrılmak üzere olan insanlardır.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Gerçekte ölümü hep düşünürüz, düşünmüyormuşuz gibi yaparız,düşünürüz.
Sayfa 106·Kitabı okudu
İçecek bir şey gereksinimi duyuyorum. Oda servis duygusu oluşuyor. Epeydir tozu alınmamış telefonun sıfırına basıyorum, böylece sıfır temizlenmiş oluyor ve karşıma, resepsiyon, santral ve herşey olan, arabanın anahtarına düşkün tip çıkıyor. - Alo! Gene ben! Bir şeyler içmek istiyorum. Ne yapsam en doğru olur? - Ne içmek istiyorsunuz? - Rakı! - Aldırırız. Büfe açık! Başka? - Meyva, peynir... - Tamam, aldırırız. Rakı ufak, büyük? - Ufak! biçiminde gelişen konuşmamız epey uzuyor, so nunda anlaşıyoruz iki Karadenizli.