Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, çoğunluğun arzusunun yerine getirilmesi sırasında azınlığın haklarının ihlal edilmemesidir. Herhangi bir konu üzerine verilen kararda azınlıkta kalanların haklarının korunması için de, bağımsız ve rejimin emri altında olmayan bir yargının varlığı şarttır. Demokrasilerde, azınlık görüşlerinin öneminin büyüklüğü, azınlık görüşlerinin ortadan kaldırılması ya da hiçe sayılması yoluyla yaratılan insan hakları ihlalinin yanı sıra, bu görüşlerin üretebileceği yararlardan ve dahası bu görüşlerin ileride çoğunluğu ikna edebilme olanağını yok etmek anlamına gelmektedir. Zira tarihin her döneminde bir gün yaygın şekilde benimsenmiş olan her görüş, bir zamanlar bir azınlık görüşü olarak ortaya konmuş ve daha sonra diyalektik bir süreç içerisinde yaygınlığa yani çoğunluk düşüncesi olmaya erişmiştir. Dolayısıyla bugünün azınlık olan görüşlerinin de, yarının çoğunluk görüşlerine dönüşebilme ihtimalleri bulunmaktadır ve bugünün azınlık görüşlerinin yok edilmesi, tamamıyla ortadan kaldırılması, evrimsel dönüşüm sürecine sekte vurmaktadır. Azınlığın görüşlerinin susturulması, çoğunluğun iradesi, "çoğunluğun tiranlığı" haline gelmektedir ki, bu tek kişinin tiranlığı kadar kötüdür.
Millet olarak önemli bir arızamız var. Sevmediğimiz insanların başına gelen adaletsizliklere sesimizi çıkarmıyoruz. Aynı haksızlık başımıza geldiğinde ise destek bulamıyoruz. Buna da kızıyoruz. Kişilere inanıyoruz, kurumlara inanmıyoruz. Halbuki tersi olması gerekir.
Reklam
Bebek genetik özellikleri ve içgüdüsel tepkileri çerçevesinde bir benlik üretmeye yönelmez , içine doğduğu toplumla uyum sağlamak için her aşamada kendi genetik özelliklerinden taviz verir.
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Bir melodi kendisindeki kıymeti ya da değeriyle değil, gürültüyle sağladığı uyumla değerlendirilir
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Kur meselesinde sonunda şu oldu: TCMB kurların her gün ayarlandığı ve çok yavaş yükseldiği hatta bazen olduğu yerde saydığı bir politikayı uygulamaya koydu. Böylelikle felakete davetiye çıkarmış da oldu. Çünkü Türkiye gibi döviz sıkıntısı çeken ülkelerde yapılacak en önemli hata, kuru bu şekilde kontrol etmeye çalışmaktı. Dinletemedik, dinleyen yoktu. Sonradan konuştuğumuz bazı uzmanlar, "Ama her şey çok iyi gidiyordu" demişlerdi. Ben de "Nasrettin Hoca da 'bizim eşek açlığa ne güzel alışmıştı ama öldü' demiş” diye cevap vermiştim. Ne kadar okursa okusun, bazı insanları eğitmek gerçekten zormuş. Otuzlu yaşlarda bunu anladım. Ayrıca insanları ikna edemeyece ğinizi anladığınızda sakın tartışmayın. Espriler yapın. Anlamasalar bile, içiniz şişmemiş olur.
1990'ları anlattığım birinci kitapta ekonomideki her derde tek reçeteyle çare bulma rahatsızlığından bahsetmiştim. Aslında insanlığın temel derdi bu. Birbirinden bağımsız sebeplerle ortaya çıkan hastalıkları tek bir ilaçla yok etmeye çalışmak. Böyle bir ilaç yok. Arayan zaman kaybeder. Tabii, arayanı da tutmayalım. Herkes her şeyi aramakta özgür.
Reklam
Reklam