İmam Zührî’den [radıyallâhu anh] gıybeti tarif etmesi istenince şöyle demiştir: “Kardeşinin yüzüne karşı söyle mekten hoşlanmadığın her şey gıybettir.”
Yahya b. Muâz er-Râzî [kuddise sırruh], gökten hikmet yağar, fakat içinde şu dört şeyden biri bulunan gönüle hikmet inmez demiştir:
1. Dünyaya meyletmek.
2. Yarının tasası içinde olmak.
3. Kardeşine haset etmek.
4. İnsanlara karşı üstünlük sevdasına düşmek.
Vehb b. Münebbih [rahmetullâhi aleyh] der ki: “Hasetçinin alameti üçtür: Haset ettiği kimse, yanında yoksa gıybetini eder. Yanında bulunduğu zaman dalkavukluk yapar. Onun başına bir bela geldiği zaman sevinir.”
Haset, kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve gayri ahlâkî hastalıklardan biridir. Bilgisizlik ve tamahkârlığın birleşmesinden, kaynaşmasından doğar. En çok da tanıdık ve akrabalar arasında kendisini gösterir.
Bir kimseye bir nimet verilir, kişi de bunu beğenmez, istemez ve o nimetin o kişinin elinden çıkmasını isterse, işte bu haset demektir. Bu ise haramdır. Zira bu, Allah Teâlâ’nın takdirini ve hükmünü beğenmemeyi gösterir.