Yazık sana! Komşunun fakir ve aç olduğunu belirtip, sonra da bâtıl zannınla onu mahrum bırakmandan utanmıyor musun? Diyorsun ki: “Aslında onun gizli altınları var, ama kendini fakir gösteriyor!” îman iddiâsındasın ama komşun aç dururken sen uyuyorsun ve yanında fazladan bir şeylerin olduğu halde ona vermiyorsun. Yakında malın elinden alınır, sofran önünden kaldırılır; zillet ve fakra düşersin, o çok sevdiğin dünyandan ayrılırsın.
İbâdet, âdeti terk etmektir. Çünkü âdet ibâdetin hükmünü ortadan kaldırır. Şeriat ise âdeti kaldırır, yok eder. Rabbinizin (CC) şerîatine sarılın ve âdetlerinizi terk edin. Alim ibâdetle, câhil ise âdetle ayakta kalır
Her şeyin bir sonu vardır: Afiyetin de belânın da. Hayrın da şerrin de. Zenginliğin de fakirliğin de. Hayatın da ölümün de İzzetin de zilletin de. Bütün bunlar birbirine zıt şeylerdir. Biri gelir, öbürü gider. Ölüm ise her şeyin sonuncusudur.
Ey sûfîler! Ne kendinize ne de başkalarına zulmedin. Zulüm memleketleri harap eder. Asılları söker atar. Kalpleri ve yüzleri karartır. Rızkı daraltır. Zulmetmeyin; kıyâmet bizim içindir, o mutlakâ kopacak. Gelecek olan her şey yakındır. Bizim bir yaratıcımız var: Bizi karşısına alacak ve hesâba çekecek, münâkaşaya çekecek, azdan ve çoktan sorguya çekecek, zerrelerimizi dahi sorgulayacak. Ben size sâdece bir nasîhatçiyim. Nasihatime karşı sizden bir ücret de istemiyorum.
Ey fakirlikten korkanlar! Asıl fakirlik fakirlikten korkmaktır. Zenginlik ise Allah-ü Teâlâ (CC) ile O’nun (CC) dışındaki her şeyden zengin olmaktır: Dirhem ve dinar zenginliği zenginlik değildir.