Gözlerimi sıkıca yumdum ve beklemeye başladım. Kalbimin çarpıntısı dinmek bilmedi. Salonun tam orta yerinde, gözlerim dış kapının üzerinde kaldı. Seher nine dış kapının yanında bastonuyla dikilirken önce Alper dikildi karşısına. Kocaman boyuyla eğildi ve ellerinden öptü Seher nineyi. Ben onca mesafede bile vuran kokusuyla, aylardır hasret kaldığım yüzüyle, sesiyle uzaktan bir yabancı gibi gözlerimle sarıldım ona. Çenem titredi, dudaklarım yoklukla büküldü. Onu görünce bile her şeyi unutmuş, dünyada her şey silinmiş gibi hissettirirken kalbimdeki sancı gerçeği haykırdı.
Alper doğrulurken arkasında, evin tam ortasında beni görünce yüzündeki gülümseme hafifçe soldu ve bakışlarını benden çekmeden hafifçe kenara doğru çekildi. İşte tam o noktada o kadını gördüm. Adını bile bilmediğim, narin, güzel, yüzünde çekingen bir tebessümle duran o kadını.