Ahmet Ümit’in Kavim romanı, Başkomiser Nevzat serisinin en karakteristik örneklerinden biri. Kitap, öldürülen Süryani bir gencin cinayeti üzerinden ilerliyor ancak asıl derdi sadece "katil kim?" sorusuna yanıt vermek değil. Romanın en güçlü yanı, polisiye kurguyu Anadolu’nun kadim halklarından biri olan Süryanilerin tarihi ve kültürüyle birleştirmesi. Ümit, Hristiyanlık tarihini, mezhep çatışmalarını ve bu coğrafyadaki azınlıkların yaşadığı trajedileri hikayeye başarıyla yediriyor. Bu durum kitabı basit bir polisiye olmaktan çıkarıp sosyolojik bir derinlik katıyor. Yazarın dili oldukça sade ve doğrudan. Gereksiz süslemelerden kaçınması akıcılığı artırıyor. Özellikle İstanbul’un karanlık sokaklarını ve atmosferini betimleme konusunda yine başarılı bir iş çıkarıyor.
Kavim, Türkiye’nin kültürel mozaiğine ve bu mozaiğin çatlaklarına bakan nitelikli bir polisiye. Tarihsel arka planı güçlü olsa da, polisiye kurgusu türün zirve noktası sayılmaz. Daha çok "vicdan", "kimlik" ve "aidiyet" kavramlarını sorgulatan bir toplumsal inceleme olarak öne çıkıyor.