(spoiler)
Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar, Martin 'in yaşadığı her olayda kendimi hikayenin içinde gibi hissettim. Martin ufacık odasında kitaplarını, şiirlerini yazarken yatağın üstünde oturup hiç konuşmadan gözlemleyen bir karakter gibi.. Açıkçası kitap pek çok kişiye ilham verebilir. Sınırların yalnızca zihnimizde olduğunu, istersek oraya ulaşabileceğimizi gösteren ilham verici bir serüvendi. Sonu her ne kadar tatmin etmese de hak vermedim de diyemem.
Martin'i bu yola iten en büyük etken kitabın sonlarında da defalarca sorguladığı "ben hiç değişmedim ki, o küçücük odada o eserleri yazan Martin Eden'im hala" sorgulamasıydı. Aslında Martin insanların ne kadar sahte olduğunu gördü. Eskiden hayranlıkla gözlemlediği o burjuvanın aslında ne kadar basit ve sıradan, sahte olduğunu gördü. O noktadan sonra Martin için tutunacak bir dal kalmadı, her şey anlamsız gelmeye başladı. O nedenle en başta dediğim gibi hak veremem diyemem. Fakat okurken oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Her şeyiyle güzel bir serüven oldu benim için. Teşekkürler Jack London..