Alper Tunga Akkuş

Alper Tunga Akkuş
@alpertungaakkus
Ph.D. | Okumayı, anlatmayı gerçekten seviyorum. Bir şeyler keşfetmeyi, paylaşmaktan zevk alıyorum.
Bilgisayar Mühendisi
Doktora
Kocaeli
7 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·536 syf.··
2026 1. kitabı
Blaise Pascal
7.2/10 · 701 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilinçsiz Bir Zekâ Okuyabilir mi?
“Okumak, başka bir bilincin içine girmektir.” der Proust. Peki bilinci olmayan bir şey okuyabilir mi? Bugün yapay zekâ milyonlarca kitabı saniyeler içinde tarayabiliyor. Aynı anda Dostoyevski’yi, Kafka’yı, Tanpınar’ı, Camus’yü “okuyabiliyor.” Metinleri parçalıyor, anlam haritaları çıkarıyor, temaları sınıflandırıyor, karakter analizleri yapıyor. Teknik olarak kusursuz bir okur gibi görünüyor. Ama içimde takılan bir şey var: Okumak gerçekten çözümlemek midir, yoksa maruz kalmak mı? Ben bir romanı okurken tarafsız kalamam. Bir karaktere kızarım çünkü bana birini hatırlatır. Bir cümlede dururum çünkü o cümle içimde sakladığım bir gerçeği açığa çıkarır. Bazen bir kitabı yarım bırakırım; metin ağır geldiği için değil, yüzleşmek istemediğim bir yerime dokunduğu için. Okumak benim için zihinsel bir faaliyet değil; varoluşsal bir temastır. Yapay zekâ için metin bir veri bütünüdür. Benim için ise bir karşılaşma. O, metni işler; ben metnin içinde işlenirim. O temaları çıkarır; ben o temaların altında kalırım. Aradaki fark belki de burada başlıyor: Biri anlam üretir, diğeri anlamın ağırlığını taşır. Edebiyat çoğu zaman düzenli bir bilgi aktarımı değildir. Çoğu zaman çelişkidir, suskunluktur, eksikliktir. Bir romanın en güçlü yeri bazen söylenmeyen cümlesidir. Bir şiirin en sarsıcı tarafı, açıklanamayan duygusudur. Yapay zekâ belirsizliği modelleyebilir ama belirsizlikle yaşayabilir mi? Kaygıyı tanımlayabilir ama kaygının içinde uyanabilir mi? Belki de mesele şudur: Anlamak ile etkilenmek aynı şey değildir. Bir metni analiz etmek, onunla dönüşmek anlamına gelmez. Oysa iyi bir kitap insanı dönüştürür; bazen yavaşça, bazen sertçe. Okuduktan sonra aynı kalmıyorsak gerçekten okumuşuzdur. Yapay zekâ bir gün bizden daha iyi roman yazabilir mi? Muhtemelen evet. Daha kusursuz
İnsan ve Duygular
Belirsizlik Çağında Kontrol İllüzyonu ve İnsan Olmak Üzerine
Puan vermedi
Frédéric Lenoir’in “Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak” kitabı, adından da anlaşılacağı üzere modern dünyanın belirsizlikleriyle yüzleşme üzerine düşünsel bir yolculuk sunuyor. Kitabı okurken en çok hissettiğim şey şu oldu: Biz aslında kontrol ettiğimizi sandığımız bir dünyada yaşıyoruz ama gerçeklik bunun tam tersini söylüyor. Lenoir meseleyi sadece felsefi bir soyutlukta bırakmıyor. Antik Yunan düşüncesinden Stoacılara, Spinoza’dan modern psikolojiye kadar uzanan geniş bir çerçeve çiziyor. Özellikle Stoacı yaklaşımı ele alışı dikkat çekiciydi. Epiktetos’un “Kontrol edebileceklerin ve edemeyeceklerin ayrımı” fikrini günümüz krizlerine uyarlıyor. Pandemi, ekonomik dalgalanmalar, savaşlar… Hepsi insanın kırılganlığını yeniden hatırlatan örnekler olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın güçlü yanlarından biri disiplinler arası bakışı. Sadece felsefe değil; sosyoloji, psikoloji ve hatta nörobilim alanlarından örnekler vererek insanın belirsizlik karşısındaki zihinsel reflekslerini inceliyor. Beynin güvenlik ve öngörü ihtiyacına yaptığı vurgu özellikle çarpıcıydı. İnsan zihni belirsizliği tehdit olarak algılıyor ve bu da kaygıyı besliyor. Lenoir burada Viktor Frankl’ın anlam arayışına gönderme yaparak çözümün kontrol değil, anlam üretmek olduğunu savunuyor. Spinoza kısmı benim için kitabın en doyurucu bölümlerindendi. Spinoza’nın zorunluluk anlayışı üzerinden özgürlüğü yeniden tanımlaması çok güçlü bir düşünsel zemin sunuyor. Lenoir’e göre özgürlük, her şeyi değiştirebilmek değil; olanı anlayarak bilinçli bir konum almak. Bu yaklaşım günümüz “her şeyi başarabilirsin” motivasyon kültürüne ciddi bir karşı argüman niteliğinde. Kitapta modern insanın sürekli güvenlik arayışı da eleştiriliyor. Sigortalar, garantiler, planlamalar… Hepsi geleceği kontrol etme çabasının bir yansıması.
İnsan ve Duygular
Öngörülemeyen Bir Dünyada YaşamakFrederic Lenoir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023528 okunma
Gecenin sessizliğinde aklıma ilk gelen “ iyilere daha sık evet, kötülere daha sık hayır demeyi ilke edin. “ cümleleri oluyor. ve sonrasında diyorum ki; içte kalan ukte ile yaşayamam ben. bu yüzden keşke demekten iyidir kendi sınırlarıma ulaştım diyebilmek. denedim diyebilmek. elimden geleni yaptım, emek verdim diyebilmek yarım kalmaktan iyidir sonunu getirmek.
İnsan ve Duygular
insan aslında yalnız ölmeyi hak etmez, etmemeli, ama ellerimizle, ama dillerimizle, veya yaptıklarımızla isteye isteye yalnız ölmeyi hak ediyoruz. veya hak edenler var.
İnsan ve Duygular