Soyu tükenmiş canlılara bir yenisi daha eklendi: İnsan.
"Tek bir karıncaya, kelimenin herhangi bir manidar anlamıyla canlı denebilir mi; yoksa varlığı yalnızca bir karınca yuvasıyla mı ilişkilidir?" diye sormuştu Flurya. Şimdi Jimmy de aynı sorgulamayı yapıyor.
Jimmy ve Flurya, etik ve ahlaki kaygılardan arındırılmış, kapitalist ve ataerkil bir düzenin içine doğmuş iki arkadaştı. İkisi de sisteme bağımlı, ikisi de sistemden muzdarip. Jimmy haz ve aşırılıklar ile melankolisini bastırmayı seçmiş, Flurya dehasını toplum mühendisliğine adamıştı. Antilop ise, bu iki erkek karakterin zihinlerinde yankılanan, tamamlanmamış bir tanık ve masumiyet simgesi olarak yer aldı.
Bu toplumda kurallar, sistemi sürdürülebilir kılmak üzere düzenlenmişti. İtaatkar Siteliler steril bir hayat sürerken, yoksul ve anarşistler Avam Diyarlarında Sitelilerin eğlencelerine meze, araştırmalarına kobay olmaktaydılar. Genetik mühendisliği ve ilaç sektörünün başı çektiği teknolojiler, hayatı kolaylaştırmaktan ziyade, kontrolü ve tüketimi artırmak için kullanılan araçlara dönüşmüştü. İnsan hırsı ve açgözlülüğü, büyümek için daha fazlasına ihtiyaç duyan bu düzenin temel yakıtıydı.
Büyüdükçe kırılganlaşan sistem, yetiştirdiği çocuklar aracılığıyla kendi mahvını da hazırlamaktaydı. Son felaket, tekil ve bağımsız bir kararın sonucu gibi görünse de, bu kararın piştiği ocağın ateşini aslında toplumsal çürüme harlamıştı. Ancak sistem ve insanlık artık o kadar iç içeydi ki, tufan ikisine de eş zamanlı koptu.
Kimsesizliğin ortasında, kafasındaki kalabalığın içine düşen Jimmy, kendini, çevresini ve değerlerini sorgulamaya başlıyor. Tanıklığın ağırlığından kurtulabilmek için Jimmy olmayı bırakmalı, artık Kar Adamı olmalı; çünkü insan ait tüm "kötü" özelliklerin ayıklandığı yeni bir insanımsı türünün