Artık hiçbir şey söylemiyor, yemeğini sessizce bitirip hemen sofradan kalkıyordu. Preskovya Fyodorovna uysallığını büyük bir erdem olarak görüyordu. Kocasının kötü huylu, çekilmez biri olduğuna ve ona hayatı zehrettiğine karar verdikten sonra kendine acımaya başladı. Kendine acıdıkça, kocasından daha çok nefret etti.
Her şey dört dörtlük olmuştu, böyle düşünen bir tek o değildi, evi her gören aynı şeyi söylüyordu. Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirlerine benzeyebilen insanlarınki gibiydi.
Bugünse, sorgu yargıcı olarak İvan İlyiç en önemli, en burnu büyük, en gururlu insanlar da dahil, ayrıcalıksız herkesi huzuruna getirtebilirdi [...] Fakat İvan İlyiç bu gücünü hiçbir zaman kötüye kullanmadığı gibi, tersine her zaman yumuşak görünmeye özen gösterdi. Ancak böyle bir güce sahip olduğunu ve bu gücü istediği zaman istediği kadar yumuşatmanın kendi elinde olduğunu bilmek İvan İlyiç için yeni görevinin en çekici yanını oluşturuyordu.
Hukuk okulunda okurken iğrenç bulduğu, hatta o sıralar kendinden nefret etmesine bile yol açan bazı davranışlarının sonraları üst sınıflardan, yüksek mevki sahibi kişilerde de olduğunu, onların bu davranışlarını hiç kötü bulmadıklarını görerek o da bunları kötü bulmaz olmuş, hatta büsbütün unutup gitmişti; öyle ki, aklına geldiğinde artık üzerinde bile durmuyordu bunların.