Gregor eliyle gözlerini kapadı. Eski arkadaşlar, eski yüzler, unutulmuş sesler, parça parça konuşmalar, kahkahalar... Belleği sevgili bozkırın görüntüsüne döndü ve bir anda, bozkır gözleri kamaştırırcasına bütün enginliğiyle önünde açıldı. Gregor, bozkırı aşan yaz yolunu, bir kağnı arabasını, arabanın çatalı üzerinde oturan babasını, sürülü toprakları, biçilmemiş ekinlerin altın başaklarını, yolun üstüne serpilmiş kara kargaları gördü.
"Tefekkür-i mevt, insanın başına gelen musibetlerin üzüntüsünü hafifleteceği gibi, kişinin kendi ölümünü de kolaylaştırır. İnsanı huzursuz eden ve azāba sürükleyen dünya muhabbetini azaltır. Çünkü dünyanın geçici mal, mevki ve güzelliklerini sevmek ve onları aşırı bir şekilde arzulamak, her türlü günah ve rahatsızlığın esas sebebidir. Cenâb-ı Hak gönlümüzü bu gibi nefsânî muhabbetlerden pâk eylesin! Kalbimizi zikir ve muhabbetullah dergahı kılsın! Amin!"
Sayfa 492 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Dua
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ama en mutlu anı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
Sayfa 73 - Kemal·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
"Bütün mülk ve melekûtun sahibi olan Allah Teâlâ, kıyamet günü kullarını hesaba çekerken: -Ey kulum! Senin hayatın ve ölümün, yükselmen ve düşmen, genişlik ve sıkıntın, sıhhat ve âfiyetin, elhâsıl her nefesin Ben'im kudret elimde olduğu halde yasaklamış olduğum bir fiili ne cesaretle işledin? Saadetinin düşmanı olan mel'un şeytana hangi akılla itaat edebildin?! Ey kulum! Beni, görmez, bilmez mi zannettin? Yahut kendin gibi aciz bir kula karşı lüzumlu gördüğün hayâ ve hürmeti, Bana karşı lüzumsuz mu sandın?» buyurursa acaba ne cevap vereceğiz? Hangi feylesofun aşırı zekâsından, hangi avukatın engin bilgisinden istifade edeceğiz? Eyvah, yazık!"
Sayfa 489 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
İleri görüşlü ve hakikate nazar eden akıllı kişilerin, «istikbal» kelimesinden en büyük maksadın, ebedî olan ve herkesin kendi başına hesap vereceği âhiret hayatı olduğunu basit bir mütâlâa ile kabül edeceği açıktır.
Sayfa 488 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Roma siyasetinin hiç de tekin olmayan dünyasında yer alan imparator-filozof Marcus Aurelius, Düşünceler (M.S. 167) adlı eserinde, karakteri ve başarılarıyla ilgili etrafta söylenen­lerin, benlik imgesine sirayet etmesine izin vermeden önce mutlaka sağduyunun süzgecinden geçirilmesi gerektiğini ha­tırlatıyordu kendine. "Dürüstlüğünüz ve nezaketiniz kesin­likle başkalarının tanıklığına gerek duymamalıdır" diyordu filozof-imparator; bu sözlerle toplumun "onur"u merkeze alan değerlendirmelerine de çomak sokmuş oluyordu. "Her övülenin ille de daha iyi olduğunu kim söylemiş? Zümrüt övülmediği zaman değer mi kaybeder sanki? Peki ya altın, fil­dişi, bir çiçek ya da bitki?"