Sümeyye Altıntaş

R. D. Laing'e kulak verelim: "Bir zaman gelecek, insanlar bugüne kadar görülmemiş ölçüde bir kıtlık yaşayacaklar ve bu kıtlık, ne su ne yiyecek kıtlığı olacak. Bu kıtlık, Tanrı'nın sözlerini işitme kıtlığı olacak." Bugün biz, Allah'ın sesini duymuyoruz, kendi içimizde de duymuyoruz. Hatta, "İnandım," diyen insanlar, dolar şıkırtılarını duydukları kadar belki Allah'ın sesini içlerinde duymuyorlar. Bir samimiyet buhranı da yaşıyoruz. Şimdi biz modernlikle uğraşıyoruz ama oradan üzerimize sirayet eden bir yersiz yurtsuzluk hissi var. Biz ne orada ne buradayız, ne o zamanda ne bu zamandayız. Bu yersizlik yurtsuzluk, bizi Batı'yla didişme haline sürüklüyor, bu gayet tabii.Müstağribiz, Batı'nın tokadını yemişiz, o tokattan ayılmaya çalışıyoruz ve birinin bize bir tokat attığını yeni yeni fark edebildiğimiz bir evredeyiz, elbette ayağa kalkacağız.
Reklam
Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz. (Ahmet Haşim)
Bu denli şaşırmamızın sebebi, menfaat ilişkileriyle çok kirlenmiş bir çağda, menfi bir dünyada yaşamamız. Her şeyin ekonomik fayda eksenli düşünüldüğü, büyük sözlerin havada uçuştuğu, büyük yaşayışların eser miktarda görüldüğü dönemler...
O yüzden büyük insanlar, büyüklük taslamayan insanlardır. Büyük davaları olan ama o büyük davaları kendi nefislerine ve şahsiyetlerine bayrak yapmayan insanlar. Onların sözünde Allah vardır, Hazreti Resul vardır, kendileri çok azdır.
Tefekkür ettikçe feraset açılır. Allah kendi üzerinde düşünen kulunu boş göndermez. "Sen yarini bihaber mi sandın/ Yoksa seni terk eder mi sandın?" diyor Galip, kulunu bırakmaz.
Reklam