İnsan sürekli bir şeyler bekleyerek ömrünü geçirir. Sanki ileride daha iyi şeyler olacak, farklı bir şeyler olacak umuduyla. İçindeki bu duyguyla birlikte zamanın içinde ilerlemektedir, bunun farkında olması zorlaşır. Kitap insanın ömrünün ne kadar boş ve beklentiler üzerine geçtiğini bir kale ve teğmen üzerinden anlatıyor. Gayet güzeldi.
Bu bekleme teması Satranç kitabında da işlenmişti, alıntı aklıma gelir sürekli.
“İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız… Yalnız…”
Bu kitapta beğendiğim bazı alıntılar.
"Aslında içinde, ta derinde bir yerlerde bambaşka şeyler kıpırdanıyordu: Anlamsız, yıllardır yıpranmamış bir şekilde, içinde, gençliğinden beri, yazgıya ilişkin bir önsezi, yaşamın güzel şeylerinin henüz başlamamış olduğuna ilişkin bir inanç vardı."
"“Kim bilir?” dedi. “Belki de savaş olsa, bir işe yarayabilirdim. Yararlılık gösterebilirdim. Savaşta olsaydık; ama bunun dışında, görüldüğü gibi, beş para etmem...”