alya tekin

Puan vermedi·368 syf.··
2025 88. kitabı
Merhabalar, Gaz Pedal Aşk kitabı ile geldim. Bu kitap, yazarların kalemiyle tanışma kitabım oldu ve gerçekten çok sevdim. Akıcı diliyle hiç yormadan okunan ama alt metninde güçlü toplumsal mesajlar barındıran bir hikâye. Tam anlamıyla romantik bir kurgu bekleyenler için farklı olabilir ama bence asıl güzelliği de burada. Bu kitap, bir kadının kendi gücünü, yolunu ve duruşunu bulma hikâyesi. Beren’in arabalarla olan bağı çocuk yaşta babasının sanayisinde başlıyor. Lise bittikten sonra herkes üniversite yoluna giderken onun sanayide kalmayı seçmesi ve “Sanayide kadın olmaz” algısını tek tek yıkması çok etkileyiciydi. İşini aşkla yapan, başta yadırgansa da zamanla saygı kazanan güçlü bir kadın profili okuyoruz. Ama en can yakan taraf… Babasının ve ailesinin Beren’i asla yeterli görmemesi. Erkek kardeşin sürekli ön planda olması, Beren’in emeğinin yok sayılması insanın içini acıtıyor. Okurken birçok yerde “işte tam da bu yüzden” dedim… Kutay’ın hikâyeye girişiyle birlikte Beren’in dünyası yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Kutay’ın onu önyargısız kabul etmesi, mesleğine duyduğu saygı çok kıymetliydi. Ama tabii ki işler burada da kolay ilerlemiyor. Yasaklar, korkular, sırlar derken Beren’in içsel çatışması iyice derinleşiyor. Ve Beren’in her şeyi geride bırakıp sanayiden ayrıldığı o kırılma anı… İşte hikâye tam da burada bambaşka bir yöne evriliyor. Kadın gücünü, cesareti, önyargılarla mücadeleyi ve biraz da kalp çarpıntısını seviyorsanız bu kitabı mutlaka listenize ekleyin Ben Beren’in hikâyesini okumaktan çok keyif aldım. Tek kitap severlere tavsiyedir.
Gaz Pedal AşkMerve & Sena · Parola Yayınları · 202534 okunma
Reklam
Puan vermedi·480 syf.··
2025 87. kitabı
Merhabalar Fidan hanım kitabın yorumu ile geldim. Bazı yazarlar vardır; kelimeleri sadece yan yana dizmez, sizi kendi dünyalarına misafir ederler. @akyuz_sinan da o kalemlerden biri… Her kitabında gerçek hayatın acılarını, sırlarını, umutlarını bize yeniden hatırlatıyor. Bu kez onun satırlarında Fidan Hanım’ın hikâyesine konuk oluyoruz. Her şey, Ayorgi Kilisesi’nde yakılan bir mumla başlıyor… Fidan’ın hayatında açılan küçücük bir ışık, yanına gelen genç bir adamın “Mumumu sizin ateşinizle yakabilir miyim?” sorusuyla büyük bir aşka dönüşüyor. Büyükada’nın yaz kokan sokakları, çocukluk sevinciyle karışan duygular… Fidan’ın her yıl sabırsızlıkla beklediği o ada günleri, aslında ailesinin sakladığı büyük sırla altüst oluyor. Ablası Anita’nın yazgısı, Burhan eniştenin gelişi, babası Ferruh Bey’in ağır yükleri… Ve Şayeste Hanım’ın, anne olmayı sadece “doğurmak” sanan tavırları. Fidan’ın içinde büyüyen kırgınlıklar, zamanla isyana dönüşüyor ve o da çareyi Maide Sultan’ın yanına sığınmakta buluyor. Bu hikâyede herkesin bir payı var… Han’ın sessiz omuz oluşu da, Arzu ile Akasya’nın hiç eksilmeyen dostluğu da. Ancak insan bazen en güvendiğinde, en çok hayal kırıklığına uğrar — Fidan’ın düğün gününde yaşadığı sarsıntı tam da bunun örneği. Yıllar önce bir falcının “Uğursuzluğunuzu bana bulaştırmayın,” sözü, yaşananlarla birleşip kaderine bir düğüm daha atıyor. Ferruh Bey’in sakladığı gerçekleri okurken “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündürüyor insanı. Han’ın sevgisi, Şayeste’nin anneliği, Maide Sultan’ın duruşu… Her karakter insana vicdanını yoklatıyor. Sinan Bey’in kalemi yine en güçlü yerinden vuruyor; okuru hikâyenin içine çekiyor, sahneleri gözünüzde canlandırıyor, kalbinize ince bir sızı bırakıyor. Hayatta en zor şey vedalaşmaktır; söylenemeyen sözler, yarım kalan
Fidan HanımSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 2025848 okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 84. kitabı
Merhabalar Markanı Konuştur kitabı ile geldim. Bu kitap, markalaşma sürecinde çoğu zaman gözden kaçırılan ama aslında en kritik noktalardan birine odaklanıyor: sınır çizmek. Okurken şunu çok net hissettiriyor; güçlü bir marka her fikre “evet” dediği için değil, neyi yapmayacağını bildiği için güçleniyor. Yazar, dağınık fikirler arasında kaybolmak yerine markayı kendi ekseninde tutmayı, gereksiz denemeleri eleyip özü korumayı öneriyor. “Sürekli değişmek mi, yoksa derinleşmek mi?” sorusuna oldukça sakin ama bir o kadar da disiplinli bir bakış açısıyla cevap veriyor. Hızlı sonuçlar peşinde koşmak yerine, markasını korumak, netleştirmek ve sağlamlaştırmak isteyenler için düşündürücü ve yol gösterici bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Markalaşmayı gürültüden arındırıp netliğe taşımak isteyenlere kesinlikle öneririm.
Markanı KonuşturAbdurrahim Özsoy · Vizyon Basımevi · 202412 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2025 82. kitabı
Selam, #MıhSağırYürek ile geldim. Bu kitapta artık hiçbir sır yerinde durmuyor. Geçmiş, sabırla beklediği anı buluyor ve tek tek ortaya dökülüyor. Okurken ağladığım sahnelerin sayısını gerçekten hatırlamıyorum. Sıraç’ın kayınpederinin mezarı başında söyledikleri, mahzenden kurtardığı çocuğun sahnesi ve Karga’nın kimliğinin açığa çıktığı o an… O sayfalarda sadece Sıraç değil, ben de dağıldım. İkinci kitapta Elif, Sıraç’ı uçurumun kenarında ölümle burun buruna bulmuş ve hamile olduğunu söyleyerek onu terk etmişti. Bu kitapta ise Elif’in dedesi tarafından Konya’ya götürülmesiyle Sıraç için hayat adeta kararıyor. “Gün ışığım” dediği karısı artık yoktur ve o eve bir daha adım atamaz. Artık tek bir hayatı yoktur; iki amacı vardır: Kurul’u bitirmek ve Elif’i geri kazanmak. Ama dede engeli, geçmişin yükü ve düşmanlar hiç de hafif değildir. Yine de Sıraç her gece uzaktan bakmaktan vazgeçmez. Bir camın arkasında kalan hasret, bu kitabın en can yakan duygularından biri. Elif cephesinde ise korku hâkimdir. Zor geçen bir hamilelik, mide bulantıları ve en çok da kaybetme korkusu… Babasını kaybetmiş bir kadının, sevdiği adamı da kaybetme ihtimaliyle yaşaması çok gerçek, çok ağır anlatılmış. Saçlarını kesmek istemesiyle başlayan o sahnede Sıraç’ın ne pahasına olursa olsun vazgeçmemesi, dededen dayak yese bile geri adım atmaması “aşk böyle bir şey” dedirtti. Eylül ve Demir’in zekice planıyla ikili bir araya geldiğinde, konuşulan her şey kalbin tam ortasına oturuyor. Sıraç anlattıkça Elif ağlıyor, Elif ağladıkça ben… Elif’in eve dönüşü bir kavuşma gibi görünse de, okuyanlar bilir; her şey hâlâ tam değildir. Ama Sıraç için hayat artık sadece Elif ve bebeğidir. Karısı aşeriyor diye manavla, tatlıcıyla, etli pideciyle anlaşan bu adam gerçekten türünün tek örneği. Ve sonra… Bir sabah gelen
Mıh 3Mehsa · Ephesus Yayınları · 2025153 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2025 77. kitabı
Merhabalar, Kuma serisinin ikinci kitabı Kadınların Çığlığı ile geldim. Bir adam… Günden güne eriyen iki kadın… Ve bir ailenin bitmek bilmeyen sınavı. İlk kitabın sonunda Şervan öfkesine yenilmiş, Beritan’ı yanlış anlayarak herkesin içinde kırıp dökmüştü. Beritan’ın kardeşinin verdiği doğum kontrol hapını kullanmayıp saklaması görülür ve olay bambaşka bir yere çekilir. En son öğrenmesi gereken kişi olan kocası, Beritan’ın hamile olduğunu unutarak onu bütün aile büyüklerinin önünde rezil eder. Boşanmak istediğini söyler; Beritan’ın ailesi ısrar etse de o kimsenin peşinden gitmez, bebeği için o evde kalmayı seçer. Gün geçtikçe tükenir; tek isteği Şervan’ın onu sevip saymasıdır. Ezo ile aralarında saygı olsa da, bir adam ve iki kadın olunca duygular karışıyor, sular bir türlü durulmuyordu. Beritan’ın hamileliği zaten zor geçerken, son aylarda konakta yalnız kaldığı bir anda Serhat’ın davranışları her şeyi altüst eder. Ona yakıştırdığı sözler Beritan’ı yıkar. Ardından doğumu başlar; hem kendi hem bebeğin hayatı tehlikededir. Mirhan dünyaya gelir ama Beritan yoğun bakıma alınır. Tüm aile onun uyanmasını beklerken Şervan, yaptığı her şey için büyük bir vicdan azabıyla yüzleşir. Beritan nihayet kendine gelir; aşirete ilk çocuğu vermiştir. Ama bu kez Ezo’nun hayatı günden güne zorlaşır. Kocasının ilgisinin Kuma’ya kaydığını gördükçe içi erir. Özellikle bir sahne vardı ki… Ezo’nun küçük Mirhan’ı izleyip kokusunu içine çektiği o an, gözyaşlarıma hâkim olamadım. Eroğlu konağında huzur hiç kolay gelmiyordu. Zilan’ın hamileliği yeni bir sevinç olsa da, Ağır Ağa’nın yeğeni Dicle’yi Botan’la evlendirme ısrarı yeni bir huzursuzluğu doğurur. Botan’ın gönlü başka bir kadındadır ve bu durum konaktaki dengeleri tamamen alt üst eder. Ben 3. Kitabı okumaya gidiyorum öyle bir yerde
Kuma IIŞehnaz Haşimoğlu · Dokuz Yayınları · 2017766 okunma
Reklam