Bir romantik kitap nasıl bu kadar sıkıcı olabilir? Gerçekten soruyorum? Son 150 sayfayı okumak işkenceydi. Gerçekten son 50 sayfada ağlamak istedim.
Tamam. Olayı başa sarmadan son 150 sayfayı anlatmak istiyorum: Öncelikle bir daha uzun bir süre hiçbir kurguya keşke daha uzun olsaydı biraz daha karakterleri görseydik diyemeyeceğim sanırım çünkü bu kitabın son 150 sayfası tam olarak buydu. Diğer kitapların ana karakterleri de dahil 6 ana karakterin uzatılmış bölümleri. Keşke adam akılı bi' 3.5 novellası olarak yazılsaydı o kısımlar. Gerçekten okumak isteyenler alıp okusaydı. Güz kendi kitabında diğerlerinin anlatıcısı konumundaydı sanki. Gerçekten çok boğuldum.
Ardından kitabın puntosu KORKUNÇTU!! Kitap 430 sayfa falan ama daha düzgün bir punto ile 550 bile olabilirdi. Kitap zaten sıkıcıydı bir de o punto ile MAHVOLDUM.
Şimdi kitabın neden sıkıcı olduğuna, Ateşten Tezahürat'ta neredeyse hiçbir mantıklı sahne yokken 3 yıldız verip neden buna 2 yıldız verdiğime gelelim.
Öncelikle yazım dili kötüydü. Sanki kötü çevrilmiş bir kitap okuyormuşum gibi hissettim tüm kitap boyunca. Ve hatta kötü çevrilmekle yetinmemiş ana dilinde de başarılı yazılmamış bir kitap gibiydi. Cümleler o kadar akmıyordu ki... nasıl anlatırım inanın bilmiyorum.
Ardından kurgu yine ve yine serinin diğer iki kitabı gibi mantıksız, olmak için olmuş sahnelerle doluydu. Bir örnek getirelim.
Öncelikle Güz sürekli La Likya'ya gidiyor ve gördüğümüz üzere Akay bayağı bir süredir orada çalışıyor. O zaman bu ikisi nasıl daha önce tanışmadı?
Ayrıca Akay, Güz işe alınsın derken şey diyor "... Benim vardiyamda çalışan kimse olmadığı için iki kişilik mesai yapıyorum. Burada olduğuna göre boş saatleri benim mesai saatlerime uyuyor." (syf34) ŞİMDİ!!
1-Tek bir kez gördüğün kızın boş saatlerinin senin mesain ile