Alzena Alzenova

Alzena Alzenova
@alzenalefteris
okur ve yazar
Akdeniz Üniversitesi
2003
187 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 16:16
Kitabın içi o kadar güzel ki, hala böyle bir kitaba sahip olduğuma inanamıyorum. Resimler, fotoğraflar, şemalar, diyagramlar… Okurken kendimi sanat galerisinde gibi hissettim adeta. Sahip olduğum en güzel nesnelerden biri olabilir. Kitaplara yazıp çizmekten çekinmeyen biri olarak bu eseri zarar görmesin diye havada tutarak okudum, o kadar resmen. İçeriğine gelince… Yazar neredeyse her başlığa ve her isme değinmiş lakin bu kadar geniş perdeli bir anlatı kaçınılmaz olarak içeriğin bir nebze sığ kalmasına yol açmış. Hal böyle olunca kitabın başından tam olarak tatmin olmuş bir şekilde ayrılamadım ama okültizm meraklıları için gayet yeterli bir giriş kitabı olacaktır. Özellikle ilk yarı benim için çok heyecanlı ve zevkli geçti ancak ikinci yarıda neredeyse sadece Avrupa tarihine odaklanıldığından biraz sıkıldım. Özellikle yazarın İslam geleneğindeki büyü anlayışına daha fazla değinmesini çok isterdim. Şahsen, elime aldığım tüm tarih kitaplarında ağırlıklı olarak Avrupa tarihi okumaktan çok sıkıldım. Keşke yazarlarımız dünyanın geri kalanının da bir farkına varsa. Eksikliklerine rağmen çok başarılı bir eserdi. Maalesef epey pahalıya satılıyor ama ben verdiğim tüm parayı hak ettiğini düşünüyorum.
1000Kitap
Okült, Cadılık ve BüyüChristopher Dell · Yapı Kredi Yayınları · 2016123 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dalga mı geçiyorsunuz?
3/10
·672 syf.··
2025 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 02:54
(Spoiler içerir.) Çoğunluk tarafından sevilen ama benim beğenmediğim birçok kitap okudum ancak neden bu kadar abartıldığına anlam veremediğim başka bir eser daha okumadım. Her yerde “başyapıt” diye anılan kitap bu muydu gerçekten? Son 200 sayfayı baygınlık geçire geçire okudum resmen, her paragrafta acaba yarıda mı bıraksam diye düşündüm ama sırf şu incelemeyi yazabilmek için sonuna kadar okudum. Temelden başlamak istiyorum. İlk kitaplarını bir eğitim kurumuyla başlatan fantastik serilerin avantajı şudur ki okuyuculara evreni karakterle birlikte tanıma fırsatı verir. Karakter o akademide vakit geçirdikçe biz de evreni tanırız. Mesela ejderhalar nasıl canlılardır, kökenleri nedir, niçin insanlarla işbirliği yaparlar, mühür gücünün sınırları nedir ve nasıl kontrol edilir veyahut bahsi geçen krallıkta nasıl bir yönetim hakimdir, halk ve ordu hangi düşünce altında birleşir gibi sorulara cevap buluruz. Lakin bu kitap, bizi bir akademinin içine sokmasına rağmen ben sorularıma hiçbir cevap bulamadım. Evren hakkında verilen bilgiler şöyleydi: İki krallık savaş halinde (neden bilmiyoruz), daha evvel Tyrrendor eyaletinde bir isyan çıkmış (neden bilmiyoruz), ejderhalar insanlarla işbirliği yapıyor (neden bilmiyoruz). Koskoca 672 sayfa okudum ben, niye hala hiçbir şey bilmiyorum? Öncelikle bu kitapta ejderhaların bize akıl sahibi varlıklar olduğu veriliyor. Konuşabilen, irade sahibi, mantık ve muhakeme içinde karar verebilen ve hatta kendi meclislerini kurabilen canlılar bunlar. Madem ejderhalar bu kadar süper güçlü ve zeki varlıklar, insanlara neden ihtiyaç duyuyorlar? Neden ne idüğü belirsiz bir kişiyi sırtlarına alıp kendi büyülerini paylaşmaya bu kadar tamamlar? İnsanların vermiş olduğu savaş onları ne ilgilendiriyor? Oysa Taht Oyunları ‘nda ejderha biniciliğinin bir mantığı
1000Kitap
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
Ümitliydim…
3/10
·416 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 22:09
(Spoiler içerir.) Ben yazarı sosyal medya üzerinden takip ediyordum. Diğer Wattpad yazarlarına nazaran çeşitli bir okuma yelpazesine sahip olduğundan ve okuduğum incelemelerde bu kitabın diğer Wattpad kitaplarından ayrı bir kulvarda olduğu söylendiğinden Gümüş Yürek’i okumaya karar verdim. Meğerse dümdüz ketenpereye getirilmişim. Kitap Tolkienvari bir evren anlatısıyla başlıyor. Yoğun atmosfer inşası, uzun uzadıya betimlemeler, arkadaşlık teması ve tüm karakterlerin üzerine yapışmış iyilik meleğivari bir ponçiklik. Her ne kadar bu tema bana çok hitap etmese de başlarda oldukça başarılı bulduğumu itiraf etmeliyim. En azından bu kısımları okurken kendimi bir Wattpad romanı okuyor gibi hissetmemiştim. Yazar, anlattığı hikayeden ve evrenden emin gibi bir hissiyat vermişti bana. Lakin bu tema ansızın kırıldı ve kitap birden Locke Lamora'nın Yalanları tarzı bir evrene döndü. Kurguya, Centilmen Piç serisindeki Camorr’un yan sanayisi olan Veylinton isimli bir hırsızlar şehri eklendi. Meğer bizim ponçik karakterlerimiz eskiden işkenceci bir grupmuş da bizim haberimiz yokmuş. Fakat yanlış anlaşılmasın, bizim haberimiz yokmuş derken bu topluluğa yazarı da dahil ediyorum. Zira kendisinin kitabı yazmaya başlarken böyle bir lore planlamadığına o kadar eminim ki… Fakat Centilmen Piç serisinden ayrılmasını sağlayan saçmalık dolu farkı; bu grubun, patronlarından kaçmayı başardıklarında iyilik dolu kalplerinden bir dirhem dahi kaybetmemiş olmaları. Öyle ki bizi onların iyi olduğuna inandırmak için yazar resmen sayfalar boyu dil dökmüş. Yok hiç paraları yokmuş, açlarmış, yok zorlanmışlar, yok şöyleymiş, yok böyleymiş… Tamam, eyvallah, dediğin gibi olsun, kötü yola bu şekilde bulaşmış olabilirler. Ancak yıllar boyu işkencecilik yaparken karakterleri hiç mi sertleşmemiş? Normalde böyle olması beklenir
1000Kitap
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,695 okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 02:29
Bu çizgi romana kapağını görür görmez tutulup derhal kasa kuyruğuna girmiştim. Maalesef ki okuma sırası ona gelene kadar kitaplığımda iki yıl süründü. Eseri öne almak yerine niye bunca vakit bekledim bilmiyorum ama pişmanım. Yazar, çizimlerinin güzelliği bir yana olayları kurgulama biçimiyle de takdir edilesi bir iş çıkarmış. Kendimi hem tarih arşivlerinde geziniyor hem de bir romanı yaşıyor gibi hissettim. Kâh sevindim kâh heyecanlandım kâh ağladım. Fakat günün sonunda, bu duygu seline rağmen kendimi Paris Komünü’nün tarihine ve zeminini oluşturan düşünceye oldukça vakıf hissettim. Hikaye, yazarın kendisinden 150 yıl evvel aynı daireyi paylaştığı kişinin bir komüncü olmasını öğrenmesiyle başlıyor ve bu kişinin kimliğini öğrenme maksadıyla yapboz misali bir araştırmaya girişiyor. İlerleyen sayfalarda kurgu, Victorine isimli komüncü bir kadının anlatımıyla da zenginleştiriliyor. İkili anlatımın yanı sıra Victor Hugo, Louise Michel, Karl Marx, Emile Zola ve döneminin diğer birçok öne çıkan isminden alıntılar ve anılarla Paris’in ve Versailles’ın halini canlı canlı görüyoruz resmen. İncelememi Victorine’in bizden istediği şekilde bitirmek istiyorum: “Bu hikaye senin hikayen. Sana emanet. Ona iyi bak. Koru onu. Ama en önemlisi, paylaş onu. Başkalarına da anlat.”
1000Kitap
Komünün LanetlileriRaphael Meyssan · Alfa Yayınları · 202129 okunma
Spoiler
2/10
·466 syf.··
2024 26. kitabı
Kötü içerikleri tüketmekten aldığım zevk nihayetinde beni buraya da getirdi. Kitap sadece üç beyin hücresi kullanarak okunabilecek nitelikte olduğundan, üç gün içinde kolaylıkla bitirebildim. Ancak yine de olayların oldukça sürükleyici bir şekilde ilerlediğini kabul etmek gerek. Eser hakkında sarf edebileceğim tek övgü de bu zaten… Kitabın sorunu maalesef ki daha konusunda başlıyor. Yazarın krallık konseptini hiç mi hiç anladığını zannetmiyorum. Zira her ne sebep gösterilirse gösterilsin “Kraliyet Okulu” gibi bir konsept, en kibar ifadeyle, koca bir saçmalıktan ibaret. Üstelik bunun gerekçesi olarak Diyar’daki barışı muhafaza etme arzusunu sunmak daha da absürt. Allah aşkına, çöküş döneminde olmayan hangi krallık, çevresiyle barış kurmak ister? Ve neden varislerine çok daha nitelikli eğitim verme olanağına sahipken, yatılı lise kıvamındaki bir kurumu tercih eder? Okulda bir an TYT-AYT denemesi yapacaklar diye korktum, o derece. Bir de, bu hükümdarların Açlık Oyunlarıvari bir şekilde kendi evlatlarını yarıştırmaları var elbette. Hadi bir iki tanesi hırstan kafayı yemiş manyaklardı diyelim; 14 adet evet oyu çıktı, el insaf. Çocuklarından ölesiye nefret ediyor olsalar dahi, niye hepsi kendi otoritelerinin üzerine bir yöneticiyi geçirmeye bu kadar razılar? Tarih boyunca millet önüne geleni kesti taht uğruna, kitaptaki hükümdarlar o kadar mı “erdemli” de hiç kendi tahtlarını umursamıyorlar? Bir de seçtikleri imparatoriçe var… Sırf saçmasapan bir oyundan galip çıktı diye, bu kızın Diyar’ı mükemmel bir şekilde yöneteceğine duyulan inanç da neyin nesi? Bu çocuklar yıl boyu doğru düzgün eğitim bile görmediler be! Hele Irithel… Okula gelmeden önce kitap yüzü bile görmemiştir, garibim. Karakterlerin aslında karakter olmadığı, istisnasız hepsinin derinlikten yoksun tiplemeler
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,704 okunma