Annemi anladığım yaştayım.
Susmalarına kızmayı bırakıp yalnızca susmaya mecalimin kaldığı mevzularım birikti zira.
Zannederdim ki konuşmak çözer her düğümü
Küçükmüşüm.
Yaşanmamışlık zamanımdaymışım.
Yaşanmamışlığın kibriymiş üzerindeki.
Fakat öyle anlar oluyor ki cümleleri yüreğine sıkışıyor insanın
Dilinden dökülmek şöyle dursun.
Bir eşikten geçmenin yorgunluğu varlen cismimde
Her işini kolaylaştırdıklarımın işimi zorlaştırmasına ne demeye hali kalır ki insanın?
Âmânın gözüne girmeye, sağıra bülbül olup şakımaya, lâlin hitabetine meftun olmaya uğraşmışlığın
Ve nihayet hakikati gözyaşları ile farketmenin hüznü ile halleştim bugün
Belki doğrultamadım kıymetin, vefanın, sevginin belini
Belki savaşamadım haketmediğim muameleler ordusunun askerleriyle
Belki milim oyamadı gözükür hayat ritmimde fakat
Çok fırtınalar dindirdim içimde ve dahi yıkım altından çıktım
Nasırlaşmış hakikatlere yetiştim beni yok edip bitirmeden
Benden geriye ne bırakıldıysa tuttum elinden gidiyorum