Resmen bitdi...Çok duygusal ve galip hissediyorum...
İnferno artık wattpadda da okuyup bitirdiğim, basılı halde de bu gün itibarile bitirdiğim bir seri. Wattpaddan sonra basılı halde de okuduğum bir çok kitap var, bazılarını zamanında wattpadda sevip, basılı halde tekrar okuduğumda sıkılmışlığım da var, aksine yine ilk zamanki heyecanla severek okumuşluğum da. İnferno tamamile ikincine ait. 3 kitap boyunca hep bir sonraki sayfanı, olayı, kim ne yapacak diye merak ederek okudum, halbuki aslında gidişatı biliyordum, sadece basılı halde tekrar okuduğumda daha detaylı okudum. Yine Demir Karadağa aşık oldum, asla fikrimi değiştirmedim, mesela bu zamana kadar egonun yakıştığı, en "Ego man and green flag gri erkek" Demir Karadağdır benim için. Helen Saralı benim için Hadesin tanrıçası, kızıl afeti Persephone'si olarak kalacak. Alini cimcime olarak, Ensarı yaralı ve gizemli, Yalını sadakati ile mukayese edilmez adam olması, Halitin Helene hem koruma, hem de arkadaş olmasını, Nikolası sadece "Really really şerefsiz" olması ile hatırlayacağım.
3.kitap da hem akıcıydı, hem merak uyandırıcıydı, aksiyon sahneleri bol-boldu, karakterler arası çekimler yine buram-buram hissediliyordu, olayların gidişatında asla boş yapılmamış, "Bu sahne olmasa da, olurdu", "Eee bu sahneye ne gerek vardı, gidişata hiçbir etkisi yok", gibi şübheye düşmedim, her olayın bir nedeni ve başka bir olaya bağlanması vardı. Ve tabi ki, karakter gelişimleri de güzel yansıtılmışdı, Alini, Ensarı, Demiri bu kitapta daha gelişmiş, kendilerinin yanlışlarını görüp aydınlandıklarını görüyoruz. Demirin psikoloqla seansını, Demirle Alinin geçmişini, Demirin aslında 5 yıldır, bir yerde hep Persephone'sini beklediğini öğrenmek çok huzurlu ve duygusal hissettirdi. Belki de, final kitabı olduğu için bazı komik, hatta