Adorno, Benjamin'in kimi zaman kapıldığı bir ayartıya, radikal siyaseti sahici deneyimi kurtarmanın etkili bir aracı haline getirme ayartısına da direnmiştir. Siyaset-için-siyaset'i övdüklerini gördüğümüz siyasi deneyim savucularının aksine, bizzattihi teoriyi bir praksis biçimi olarak düşünmeyi tercih etmiştir... Bu doğrultuda Hegel’in deneyim Kavramsallaştırmasına daha fazla yakınlık göstererek Frankfurt Okulu'nun diğer felsefecileriyle bağlarını ortaya koyar, Benjamin'den ise uzaklaşır Adorno.
"Kıpırtısız, bomboş aralıklarla kesilen, zaman dışı bir sarsılmalar dizisine dönüşmüştür yaşam...Savaşın enformasyonla, propagandayla ve medya yorumlarıyla görünmez kılınması, ilk tankların üzerindeki kameramanlar ve kahramanca ölen gazeteciler, kamuoyunu çekip çevirmeye yönelik aydınlatma tekniklerinin hercümerci ve bütün o aldırışsız, unutkan hareketlilik: Deneyimin, insanlarla yazgıları arasındaki boşluktan başka bir şey olmayan deneyimin -ki insanların gerçek yazgıları da bu boşluğun içinde şekillenirkuruyup büzüşmesinin bir başka ifadesidir bunların hepsi. Olayların şeyleşmiş, katılaşmış, alçıdan kalıplan, olayların yerini almıştır sanki. İnsanlar, seyircisi olmayan çünkü herkesin küçük bir rolle de olsa ekrana çıktığı bir belgesel canavar filminin figüranlarına indirgenmektedir."