FUKOSUZ KONUŞ NİÇE DEMEDEN KONUŞ
Bir başına girdim helaya. Bak cinsiyetime, verdim ömrümü hekime. Hekime gitmesem de kadın deniz gören evdeki teras mı?
Eskinden kadınlar çiçektir dendiğinde, kadın kadındır, çiçek babandır denirdi. Şimdi Butler, bizlere “Kadın” kadın değildir, çiçek belki çiçek olabilir demekte. Bunun hikmeti nedir? Hikmet sözcüğü de artık misvak kokmaya başladı. Buralara nasıl geldik? Ağam burası Münih mi? Bu yazıda hiçbir yargı bulunmamakla birlikte yazılan şeyler sadece anlık bir sorgulamanın ürünü olup yatırım tavsiyesi değildir.
Queer literatürünün temel kitaplarından olan Cinsiyet Belası kitabında Butler, öznelliğe dayalı düalist yaklaşımları ortadan kaldırdığımızda veya cinsiyeti ikilikler aracılığıyla kavranmaya çalışılmadığında bedenselliği, cinselliği ve cinsiyetler arasındaki farklılığı yeniden düşünmenin başka yolları keşfedilebilir olacağını söylemektedir. Bir cinsiyetin temel teşkil edip diğer cinsiyetlerin onu eki haline gelmesi durumuna karşı çıkan Butler için, tarih içerisinde kendisini merkeze yerleştiren egemen cinsiyetin erkek cinsiyeti üzerinde konumlandığını ve karşısına eksik bir cinsiyet olarak kadını koyup, bu iki cinsiyetin arasındaki cinselliğin norm açısından makbul olup, bunun dışına çıkan cinsiyet ve cinselliğin ise sapkınlık olarak kabul edilmesi problemlidir. Butler’a göre; “Toplumsal cinsiyeti üretip pekiştiren şey heteroseksüel normatiftik değil heteroseksüel ilişkilerin ardında yattığı iddia edilen toplumsal cinsiyet hiyerarşisidir.” Toplumsal cinsiyetin kadının ve erkeğin bir özü olmadığı, performatifliğin tekrar ve ritüelvari şekilde kültürel olarak zaman içerisinde üretildiği düşüncesi yatar. Cinsiyetin ve cinselliğin iktidar tarafından normaller ve anormaller aracılığıyla tekerrür etmesi, Butler’ın düşünceleri,