...Aslında "doğal seçilim" başlığı altına girmeyen bu tür (şans meleği veya ihtimaller de dahil) birçok kural var. Yine de ultra-Darvinciler, öğrenilmiş olanlar dışında neredeyse tüm özelliklerin doğal seçilimin ürünü olduğu görüşüne sadakatle yapışmıştır. Onlar için, pre-adaptasyon, olasılık ve benzerleri evrimde sadece ufak bir rol oynar; bunlar "kuralı kanıtlayan istisnalar"dır. Bunun da ötesinde, çevresel ve sosyal kısıtlamalara bakarak insanlarda çeşitli zihinsel özellikleri ilkesel olarak tersine çevirebileceğinize inanmaktadırlar. ("Tersine mühendislik" fikri şudur: bir şeylerin nasıl çalıştığını anlamanın en iyi yolu hangi çevresel zorluğu yenmek için evrimleştiğini sormaktır. Sonra, geriye doğru çalışarak, bu sorun için akla yatları çözümler düşünürsünüz. Bu fikir, beklendiği gibi, mühendisler ve bilgisayar programcıları arasında çok tutulmuştur.) Biyolog olarak, Gould'un yanında yer alma eğilimindeyim; doğal seçilimin, evrimin önemli tek itici gücü olduğuna kesinlikle inanıyorum, fakat her olgunun bireysel olarak incelenmesi gerektiğine de inanıyorum. Diğer deyişle, bir insan veya hayvanda gözlediğiniz bazı zihinsel veya fiziksel özelliklerin doğal seçilimle seçilip seçilmediğini sormak deneysel bir soru olur. Bunun da ötesinde, çevresel bir sorunu çözmek için düzinelerce yol var ve incelediğiniz hayvanın evrimsel geçmişi, taksonomisi ve paleontolojisini bilmeden, belirli bir özelliğin (tüyler, kahkaha veya işitme) mevcut durumuna evrimleşirken girdiği kesin yönü anlayamazsınız. Buna teknik olarak özelliğin "uygunluk arazisinde" girdiği "yörünge" denir.
Benim bu fenomenle ilgili en gözde örneğim orta kulağımızdaki üç küçük kemiktir: çekiç, örs, özengi. Şimdi işitme için kullanılan bu üç kemikten ikisi (çekiç ve örs) aslında bizim sürüngen atalarımızın