e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
psikoloji
118 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
İtki biyolojik olmadığı için, bizleri pusulamızı şaşırtan her şeyin hizmetine sokmaya meyillidir. İtki sarsar...insanın kendisini unutmasına da yol açar. Böylelikle gün içinde "kendimize" zaman ayıramayınca, zamanı gece vakti kullanırız...uyumayarak. Uykusuz insanların çoğu varoluşlarının kayıp zamanının peşine düşmüş kimselerdir... Gecikme öznel bir zorunluluktur. Bu zorunluluğu kabul etmediğimizde de geç kalırız yine, ama bu sefer başka biçimde- uykuyu geciktirerek... Uykusuzluk farkına varmadan verimliliğe tapmamızın içten gelen başkaldırısıdır...
Sayfa 40·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Marx'tan bu yana, ister taraftar ister karşı olalım, amacın değiş tokuştan ziyade sermaye oluşumu olduğu bir meta değişimi düzeni kapitalizm olarak adlandırılıyor. Kapitalist üretim biçimi ek bir değerin, bir değer "fazlasının", bir artı-değerin icat edilmesidir. Bu fazlalığın üretimi için emek fazlasını kaynağında, bizzat çalışma süreci içerisinden devşirmek gerekir. Marx, Komünist Manifesto'da burjuvazinin dahiyane buluşunun, ne antik kölelik düzeninin ne de Ortaçağ feodalizminin elde edebileceği şeyi devşirme başarısı olduğunu açıklar. Kapitalist buluşu oluşturan şey, Ortaçağ sonunda yeni deniz yollarının keşfinden ziyade zamanın hesaplanması ile nesnel ve soyut bir zamanın egemenliğine yönelik ilerlemelerle bağlantılıdır. Christophe Bouton'un dediği gibi "kapitalizm aslında zaman işidir." Kapitalizm evrimini tam olarak anlamamızı sağlayan bu bakış açısıdır. Soyut zaman bir gün, bir hafta, bir ay için kiralanan emek gücünü hesaplamaya yaradı önce. Emek gücünün metaya dönüşmesi onun emek süresine dönüşmesidir. Emek gücünü vermek zamanını vermektir. Bu gücün, enerjinin, dayanıklılığın ve yeteneğin zamana dönüştürülmesi , emek fazlasının kaynağından alınmasını sağlayan yoğunlaştırma için gerekli ve önkoşul olan işlemdi. Ritmi yükselterek aynı sürede daha fazlası elde edilebiliyordu, çünkü emek gücü emek süresinden başka bir şey değildi. Zaman aynı kalan ücretle değiş tokuş edilirken bir emek gücünün insani olarak sağlayabileceği her şey elde edilebiliyordu. Yine burada değer getirisinin, "artı değerin" aslında öncelikle bir zaman kazancı olduğu görülüyor. Bu zaman kazancı kapitalizmin başlarından beri kökten bir kayıptır aynı zamanda , öznel zamanın kaybıdır, 1936'da Modern Zamanlar filminde Charlie Chaplin'in üretim bandındaki eklemsizleşmiş kukla bunun eşsiz bir
sy 20-21·Kitabı okudu
Edebiyat
・Çağımızın hastalığı başkasının zamanını hesaba katmamak ve ötekinin zamansal farklılığına gözünü kapamaktır. (sy 13) ・Zaman- işte gerçek düşman o mu? Zaman "yaratmayı" amaçlayan sahte hedonizm aslında bizzat zamanı "savuşturmayı" hedefler. Çünkü zamanın önüne geçmeye başladığımızda cehennemi bir yarış bizi bekler. Hızlanmak, gittikçe hızlanmak gerekir. (sy 18)
Edebiyat
Tahammül edilmez gecikme biçimleri ve gecikmeyi kötüye kullanma yolları vardır elbette. En iyi durumda bile gecikme bir semptom olur. Örneğin iki büyük nevroz olan histerik nevroz ve takıntılı nevrozda psişik çatışma gecikmelerle kendini gösterir. Çünkü arzu her iki vakada aynı biçimde kösteklenmez ve bunun çözümü de aynı değilidir, gecikme farklı bir biçim alır. Doyuma ulaşma ve artık arzulamama riskine girmemek için tatminsizliği besleyen histerik her zaman beş dakika geç kalır. Takıntılı nevrozu olan ise her işi yarına bırakır: Meşguliyeti arttıkça "daha ileriye" erteler, çünkü onun en büyük korkusu arzusunu tehlikeye atmaktır. Gecikme arzu nesnesini kendine saklamasını sağlar. Her ikisi de, gecikmenin kendilerine ilişkin bir şeyleri gün yüzüne çıkarabileceği korkusuyla, kendileriyle uğraşmak zorunda kalmamak için başkalarıyla meşgul olurlar. Gecikmenin getirdikleriyle yüzleşmek ise kendiyle yüzleşme fırsatından kaçınmaya bir son vermek olacaktır.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Edebiyat
Can sıkıntısı çekenler de bir o kadar nasipsiz. Kalan vakitlerini "öldürmek" için didindikleri halde onların da zamanı yok. İşte paradoks bu, en azından görünüşte öyle: Bir yandan yokluğuna yanarken bir yandan da zamana karşı zamana karşı ölümcül düşünceler besliyoruz: Zaman rahatsız ediyor, onu sevmiyoruz. Hem tatilini nasıl geçireceğini bilmeyenlerin hem de bir resme ya da manzaraya bakmak için durmayı bilmeyenlerin nefret ettiği zaman uçup gitti. Fazla zamanı olma korkusu tuhaf biçimde zamanın tükenmesi sonucunu doğurdu.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Edebiyat