e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
...Freud için Pompei kadar önemli bir diğer yer de Troya. Neler ilgilendiriyor Freud'u Troya'da ? S.T.: Tek cümlede özetlersek, Freud'un yaşamında en çok kıskandığı, ama sözcüğün tam, gerçek anlamıyla kıskandığı insanlardan biri, belki de birincisi Schliemann'dır, bunu yazmıştır. Onun bulguları, çağ açıcı kazıları hakkında okudukça Freud'u Viyana'daki Bergasse'deki odasında neredeyse tepinir. Schliemann'ın biyografisi de Freud'la bir ölçüde benzerlik gösterir...
Sayfa 105·Kitabı okudu
Sigmund Freud
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ş.A.: Gradiva kim? S.T: Gradiva, Pompei'li bir kız, psikanaliz söylemindeki adıyla "Küller Altından Çıkan Aşkın Tanrıçası". Bu rölyef, arkeoloji, psikanaliz, sanat ve edebiyat arasında kurulan en güzel köprülerden birinin oluşturur. Freud ilerleyen yaşına rağmen dakikalarca Gradiva'yı seyretmekten kendisini alamaz. Gradiva, Wilhelm Jensen adlı Alman yazarın 1903 yılında yazdığı bir romandır. Gradiva'nın diğer adı Bir Pompei Fantezisi'dir... Roman, bir arkeologla ilgili, hem bir arkeoloji çalışması kadar ayrıntılı arkeolojik bilgiler, hem de psikanaliz çalışması kadar da insan psikolojisi üzerine bilgiler aktarıyor. Burada anıların bastırılışını, bilinçdışı özlemleri, buralardam kaynaklanan hezeyan ve sanrısal boyutlara varan psikoz öncesi gerilimleri, sonra bunların düşler yoluyla insanın bilincine çıkışı ya da çıkma yolları arayışı ve bunun farkına varan insanın da bu bilinçdışı gerilimin asıl kaynağının peşinden koşma serüveni gibi yorumlayabiliriz. Şaşırtıcı bir psikanaliz örneğidir. Freud bunu bir yazarın bulmasını her defasında hayranlıkla selamlamıştır...
Sayfa 100·Kitabı okudu
Sigmund Freud
Freud; bilinçdışını, bilinçaltını, ön bilinci hem kendisine, hem okurlarına daha iyi anlatabilmek için önce teleskop benzetmesini kullanır. İç içe girdiği zaman zaman tek parça olan, açıldığı zaman en az üç parçanın bir araya gelmesiyle uzun bir dürbün haline gelen teleskopa benzetir bilinç yapılanmasını. Ancak bu çok sürmez, arkeolojinin etkisi, arkeolojiye olan tutkusu ve arkeolojik bulguları biriktirme düşkünlüğü, psikolojiyi açıklamada arkeoloji benzetmesini kullanmasına yol açar.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Sigmund Freud
S.T.: Roma'da, Floransa'da, genel olarak İtalya'da bu duyguyu yaşayan yalnız Freud değildir. Freud'dan önce pek çok düşünür, yazar benzer duygulara kapılmıştır. Bunların en ünlülerinden biri Stendhal'dır ve bugün Floransa'da yaşanan bir yığın psişik bozukluğa Stendhal Sendromu denir. Stendhal Sendromu literatüre girmiş, başlı başına bir davranış bozukluğu olarak tartışılmıştır. Ş.A.: Nasıl bir şey bu? S.T.: Stendhal, Floransa'ya gittiği zaman o kadar küçük bir mekan içinde, o kadar çok sanat eseri görmüş ki, sonunda bir katedralin içinde ciddi bir baygınlık geçirmiş ve kendisini zorlukla dışarıya, çimenlerin üzerine atıp yatmak zorunda kalmış, dakikalarca yattıktan sonra kendini toparlayıp öteline dönecek duruma gelmiş. Birkaç yıl önce Floransalı bir psikiyatr, pek çok turistte bayılmalar, halüsinasyonlar, hezeyanlar, taşikardiler, kalp çarpıntıları, tansiyon düşmeleri, veya yükselmeleriyle birlikte bu tür oryantasyon bozukluğu içeren ve klinik tedavi gerektiren belirtiler tespit etmiş ve buna Stendhal Sendromu adını vermiş. Hakikaten Floransa'nın ve Roma'nın merkezinde birkaç ambulans olası bir Stendhal Sendromu'na karşı hazır bekler.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Sigmund Freud
Yine çok öğreticidir ki, Roma'da kaldığı hemen hemen her gün San Pietro in Vincoli Kilisesi'nde bulunan Michelangelo'nun ünlü Musa heykelini ziyaret etmiş, onun önünde dakikalarca, bazen saatlerce kalmış, adeta Michelangelo'nun Musa'sı ile -kendi tabiriyle- konuşmuştur. Bu konuşma ileride Freud'un tarihsel romanının yazılmasının başlangıcını oluşturacaktır.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Sigmund Freud