...Freud bireyin sağduyudan kurtulmasını -tırnak içinde sağduyu diyebiliriz buna-; toplumsal, kültürel baskılardan, kültürün getirdiği huzursuzluktan kurtulmasını, bireyselleşmesini ve de özgürleşmesini kışkırtıcı bir metafor olarak kullanır ve ileride geliştireceği kuramın temel çıkış noktalarından biri olur bu. Burada Jung ile ters düşerler, Jung bireyin özgürleşmesinin bireye büyük cezalar getireceğinin altını çizer ki, bunda haklıdır, özellikle 30-35 yaşından sonraki bunalımlarda bu çok görülüyor. Tanrı'dan kurtulmak bireyselleşmek aslında bireyin büyük bunalımlara, melankoliye ya da depresyona sokan durumlar. Fakat Freud bunun tam karşıtını kışkırtmaya devam eder. Bütün zincirleri kırıp özgürleşmeye ve içgüdülerin, bilinçdışının sesini dinlemeye çağırır bizi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ş.A.: Freud'un yaşadığı mekan nasıldı?
S.T: Freud'un yaşadığı mekan Londra'da, müze halinde, imkanı olup Londra'ya gidenler Freud müzesini gezsinler derim. Özenle donatılmış küçük bir müze. 3000 'e yakın, kıymetli, çoğu orijinal ya da önemli bir bölümünü orijinal tanrıça ve tanrı heykelleri, Çin vazoları, heykeller, küçük resimlerden oluşan bir müze. Bir tür ana rahmi niteliğinde bu iç mekan. Kişi kendini geliştirmek için, kendi beğendiği objelerden, heykellerden, resimlerden bir mekan oluştururken, o mekan da kendisini kuran insana damgasını vuruyor, o insanı üretiyor. İnsan o mekanı derleyip toparlıyor, ama o mekanda o insanı derleyip toparlıyor. Walter Benjamin'in tanımıyla,"İki taraf da birbiri üzerine parmak izi bırakıyor." Zaten özel dedektiflik, Sherlock usulü dedektiflik, bu iç mekanların oluşmaya başlamasından sonra kamuoyunun gündemine gelmeye başlıyor.
Ş.A.: Freud'un kekemelikle ilgili saptamaları var aslında değil mi?
S.T.: Evet pek çok yazısında ve konuşmasında kekemeliğe değinir ve kekemeliğin gerçek nedeninin evdeki baba otoritesi ve despotluğu olduğunu söyler. Ama kendi çocuklarını görmez ya da görmezden gelir. Evde çok modern bir baba gibi görünmeye çalışmasına karşın, çocuklarını kucaklayıp öptüğü çok ender olmuş.