Epey uzun zaman olmuştu Beyza'nın kalemiyle haşır neşir olmayalı bu hasrete bu serinin ilk kitabıyla son verdim.
Genelde günümüzde yaşayan hikayeleriyle kalemini severek okuduğum yazarın şimdi geçmişi kaleme alışı güzel olmuş.
Kitaba başladığımda epey durağandı ki sanırım serilerinin ilk kitaplarının huyu bu.
Ama gelin görün sonu efsaneydi.
İyi ki diyorum şimdilik seri tamamlandıktan sonra almışım.
Yoksa ölürdüm o sondan sonra.
Tamam Hazar'dan büyük bir atak bekliyordum ama bu atak o atak değildi.
Atlas'ı çok sevdim.
Eğer serinin devamı gelirse Atlas'ı daha fazla görmek isterim.
Atlas demişken, yazarın en sevdiğim yanı da hemen hemen hiç bir yan karakteri harcamıyor unutturmuyor.
Konusundan kısaca söz edeceğim;
Vegvisir krallığının beklediği kehanet bebek dünyaya artık gözlerini açar.
Doğduğu gün ise matem günü olmaya hep devam edecektir.
Yıllar geçip kehanet bebek Sara büyüdüğünde savaş kapıyı çalmak üzeredir.
Yaşına bakmadan sırf kehanetle doğan ve ileride krallığının kraliçesi olacak olan Sara'yı neredeyse ölümüne günler kalan yaşlı bir kral ister.
Bu durum kralı harekete geçirir ve kızını güvendiği 7 şövalye ile birlikte uzaktaki kız kardeşinin yanına gönderir.
Sara bu uzun yolculukta kendini bulur, kendini kaybeder.
Aylar süren savaşın sonunda o haber gelir.
Sara artık bir kraliçedir ama en büyük ihanetinin gerçekliğiyle kraliçe olduğu gün yüzleşir.
Artık Sara sadece bir kraliçe değil intikam kraliçesi olmaya karar vermiştir.