eyl

eyl
@amet3stmoon
sadece icimde susmak istemeyen bir ses oldugu icin yaziyorum
Puan vermedi·432 syf.··
2026 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 16:35
Intermezzo, Sally Rooney’nin insan ilişkilerini ve duygusal karmaşaları anlatma konusunda ne kadar güçlü bir yazar olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kitap, babalarının ölümünden sonra hayatlarını yeniden anlamlandırmaya çalışan iki kardeşin hikâyesini anlatıyor. Özellikle karakterlerin iç dünyasının detaylı şekilde aktarılması, okurken onların duygularını hissetmemi sağladı. Romanın en sevdiğim yönü, ilişkilerin çok gerçekçi bir şekilde ele alınmasıydı. Karakterlerin yaşadığı kararsızlıklar, yalnızlık ve duygusal çatışmalar oldukça doğal hissettiriyor. Sally Rooney’nin sade anlatımı da bu duyguların okuyucuya daha güçlü geçmesini sağlıyor. Ancak kitap bazı bölümlerde oldukça yavaş ilerliyor. Olaylardan çok karakterlerin düşüncelerine odaklanılması bazen okuma temposunu düşürebiliyor. Bu nedenle daha hareketli bir hikâye bekleyen okuyucular için biraz ağır gelebilir. Genel olarak Intermezzo, insan psikolojisini ve ilişkilerin karmaşıklığını anlatan, düşündüren bir roman. Karakter odaklı ve duygusal hikâyeleri sevenler için etkileyici bir okuma olabilir.
IntermezzoSally Rooney · Faber and Faber Paperback · 20244,397 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Luigi Pirandello’nun Biri, Hiçbiri, Binlercesi adlı romanı, insanın kimliği ve kendini nasıl algıladığı üzerine yazılmış en düşündürücü eserlerden biri. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, insanın aslında kendini sandığı kişi olmayabileceği fikri oldu. Romanın başkahramanı Vitangelo Moscarda, eşinin bir gün burnunun hafif eğri olduğunu söylemesiyle hayatını değiştirecek bir farkındalık yaşıyor. O zamana kadar kendisini sıradan ve herkes gibi biri olarak görürken, aslında insanların onu çok farklı şekillerde algıladığını fark ediyor ve bu durum onun bütün hayatını sorgulamasına neden oluyor. Moscarda, insanların zihninde kendisinin farklı görüntülerinin olduğunu keşfettikçe, tek bir kimliğe sahip olmadığını anlıyor. Herkes onu kendi bakış açısına göre tanıyor ve değerlendiriyor. Bu da insanın aslında çevresindeki her kişi için farklı biri olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor. Bu yüzden kitapta anlatıldığı gibi insan bir yandan kendi gözünde biri, başkalarının zihninde oluşan sayısız kimlikle binlercesi, fakat gerçek kimliğini bulamadığında ise sanki hiçbiri haline geliyor. Kitapta çok fazla olaydan ziyade karakterin iç dünyası ve düşünceleri ön planda tutuluyor. Bu nedenle roman, okuyucuyu sürekli düşünmeye yönlendiriyor. Bazı bölümler bana ağır gelse de, karakterin yaşadığı kafa karışıklığını ve yalnızlığı hissetmek mümkün oluyor. Özellikle Moscarda’nın insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini değiştirmeye çalıştığı bölümler, insanın toplum içinde sürekli bir rol oynadığını gösteriyor. Roman aynı zamanda toplumun insanlara belli kimlikler yüklediğini ve bireyin bu kalıpların dışına çıkmasının zor olduğunu da anlatıyor. Moscarda’nın zamanla sahip olduğu şeylerden ve sosyal konumundan uzaklaşması, aslında kendini özgür hissetme isteğinin bir sonucu gibi
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · İthaki Yayınları · 20215,7bin okunma
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”
10/10
·112 syf.··
2025 1. kitabı
Meursault bir cinayet işlediği için yargılanır, ama asıl dikkat çeken şey mahkemede cinayetten çok, annesinin ölümüne karşı gösterdiği tepkisizlik üzerinde durulmasıdır. Toplum, onun ağlamamasını, üzülmemesini, duygularını belli etmemesini bir suç gibi görür. Aslında Meursault, insanlar gibi sahte bir yas tutmaz, hissetmediği şeyleri göstermeye çalışmaz. Bu yüzden de toplumun gözünde, yaptığı şeyden çok nasıl biri olduğu yüzünden suçludur. Onu gerçekten mahkûm eden, duygularını toplumun istediği şekilde göstermemesidir. Camus, Meursault karakteri üzerinden “absürd” düşünceyi anlatır. Meursault, hayatın anlamı olmadığını kabul eder ve bu yüzden hiçbir şeyi abartmaz. Dünya onun gözünde zaten anlamsız ve karmaşıktır; bu yüzden ne ölüm onu şaşırtır ne de yaşam. Her şeyin farkında olmasına rağmen hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eder, çünkü onun için yaşamakla yaşamamak arasında çok da büyük bir fark yoktur. Bu, onun ruhsuzluğu değil, tam aksine farkındalıkla dolu felsefi bir bakış açısıdır.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma