Burak Yoldaş, Suç ve Ceza'yı inceledi.
8 dk. · Kitabı okumadı · Beğendi · 10/10 puan

Bu, bence bütün klasik romanlar arasında, zirveye yerleşenlerdendir. Bir kere Dostoyevski'nin algıladığı o dönemin Rusya'sındaki orta-altı tabakadaki toplumsal ve aile içi ilişkilerin canlı biçimde ortaya konuşu, seçilen her karakter üzerinden yürütülen yoksulluk/suç/ahlak, vb. gibi etkenlerin duygusal kıyasları ve sonuç olarak, bütün meselenin, bir ana karakter işleviyle sonucuna ermesi, okuyucuyu duygusal olarak etkisi altına alırken, yayınevine göre de çeviri kalitesi, akıcılık, anlatım açıklığı, eserin seviyesini belirliyor.

Ali Kurt, bir alıntı ekledi.
29 dk.

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Hatice SARI, bir alıntı ekledi.
29 dk. · Kitabı okuyor

Gözümün gördüğü, kulaklarımın duyduğu ve bütün varlığımla hissettiğim her şey benim için, benim mutluluğum içinmiş gibiydi.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 25)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 25)

Ümmiye Gürbüz
Bir zamanlar Kenan Işık'ın atv' de sunduğu Kim Milyoner Olmak İster programında, hayal kırıklığı yaratan üniversiteli gençleri gördük değil mi ?
Apoletler içindeki çaresiz gençliği.
Ama çok renkli insanları da görüyoruz.
Ümmiye Gürbüz, Balıkesir'in Erdek ilçesinden yarışmaya katıldı.
50 yaşında lise mezunu.
Üzerinde yöresel giysisiyle, kültürel bir yarışmaya katılacak kadar güven dolu.
Kenan Işık mesleğini sordu. "Pazarcıyım" dedi. "Sebze ekiyorum, üretiyorum, pazarda satıyorum."
İki çocuk annesi.
Eşinden ayrı yaşıyor.
Kıt kanaat bir yaşamın fedakar işçisi.
Hayatı dibine kadar kurcalayan kadın, sorulara o kadar kendinden emin cevaplar verdi ki, herkes şaşırdı.
Kenan Işık, cevapların kaynağını sordu.
Kitaplar... "Steinbeck'in Gazap Üzümleri'ni okudum" dedi.
8 yaşındayken Maksim Gorki'nin Ana'sını okumuş. "Okumasız hayat düşünemiyorum" diye, ruhunun bilgi kapısını araladı.
İdeali, kitapları için evinde kütüphane rafı oluşturabilmek.
Nazım Hikmet'in şiiriyle ilgili bir soruda, joker haklarını kullandı da, yüzü düştü. "Üzüldünüz mü?" diye sordu Kenan Işık. "Jokerlerimi kaybettiğime değil, bilgisizliğime üzüldüm" diye karşılık verdi.
Ümmiye Gürbüz yarışmadan 30 bin lira kazandı.
Hayata verdiği fireler olmasa, çok daha fazlasını kazanırdı.
O kadın, sadece Kenan Işık'ın değil, ekran başındaki izleyicilerin de hayranlığını kazandı.
Fukara günlerinin en zengin hazinesi olan kitapların, kendine bahşettiği güzelliğin yansımasıydı alkışlar.
Alkışların hak eden insanlara gittiğini gördüğümüz zaman, bizim de gözlerimiz ışıldıyor.
Popüler değil, saygın olmanın ta kendisini gördüğümüz zaman, kültürel değerlerin anlamını herkese haykırmak istiyoruz.
Bu meseleden çıkan sonuç...
Hayatın püf noktası; okumak.
Geceleri yatarken, uyumak için değil.
Uyanmak için okumak..

Cuma Oğur, Yabancı'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kurgu bir yana anlatımı o kadar güzel ki o anı yaşamaktan çok karakterle bütünleşiyorsunuz okurken resmen. Ana karakterin iç dünyası çok iyi bir şekilde ifade edilmiş.Hele bir de o sonu beklenmedik...

ESMA ÖZTÜRK, Butimar'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bitirince ufak bir mide bulantısı baş gösterdi. Bulantımın geçmesi için hiçbir şey yapmadım, şükür ki sadece mide bulantısıyla çıkabilmiştim kuyudan. Kendimi daha yalnız hissettim. Yusuf'un Behzad'sız kaldığında, Behzad'ın da Yusuf'suz kaldığında hissettiği gibi. Ben daha çok yalnızdım, hem Yusuf'suz, hem de Behzad'sız kalmıştım...

[*Üstüne perde çekilmiş bir spoiler içerebilir. Zaten bundan sonra söylediklerimi de anlarsa Yusuf'un tabiriyle 'Sevgili okuyucu' anlar...*]

Yusuf da yalnızlığının peşinden kör gözleriyle gidip, kuyuya düştüğünde çıkacağından umutluydum. Ne de olsa adı Yusuf'tu. Ama Yusuf, bir yılana dönüşmeye başlamıştı. Bunun gizemiyle hikayeye daha da sarıldım, içine adımladım.
Yılına dönüşmesindeki amaç, ana karnından itibaren düştüğünü sandığı kuyudan çıkmaktı. Ama yılan olmak ona elle tutulur derecede hissettiğim bir haz vermeye başladı...  Kurtuluş sandı, dönüşümünün peşini bırakmadı, bırakamadı. Sıradan bir yılan değildi o, Yusuf'un kuyusundaki yılandı. Butimar'ın yanına gitmek için çıktı kuyudan ilk önce, kardeşi Behzad yardım etmisti çıkmasına... Butimar'ı bulunca kuyunun etrafinda bile dolaşmaz sanmıştı.
Yusuf; o parlak, elif gözleriyle, pullu bedeniyle, çatallı diliyle nasıl yaptı bilmiyorum ama aşık etti Butimar'ı kendisine. Az kalsın ben de Butimar gibi Yusuf'un güzelliğine kanıp aşık olacaktım ona. Ne de olsa iki dilli sayılırdı. Biri Butimar için olsa, biri de benim için olmaz mıydı? Neyse. Ben aldım Yusuf'tan selamımı... Hem de cümlesinde 'sevgili' kelimesi geçiyordu.
Bilmiyorum, belki de bende aşık olmuştum ki, Butimar'la Yusuf'un peşine takılıp kuyuya düştüm. Yusuf, Butimar'ı sürüklerken ben de heybesindeki simya kitabının, bazen de kırmızı kaplı defterin içinde dolanıyordum. Belki de ben, kitaplara sığındığımdan kuyuya düşerken çok yara almadım. Çünkü düşerken, Butimar geçmişinden olmuştu, Yusuf'sa geleceğinden.
Sonra Yusuf geleceği için Butimar'ı soktu. Behzad'ı bekledim, belki gelir bizi kurtarır diye, ama Behzad kendini bulmanın yorgunluğuyla gelemezdi ki... Yusuf daha da yılanlaştı, artık tek başina kuyudan çıkabiliyordu. En azından öyle görünüyordu. O, heybesini alıp kuyudan çıkarken ben kuyuda kaldim. Yusuf'un aşkı Butimar için... Yusuf'un soktugu yerleri emdim. Ama zaten o Yusuf'un zehrine bile aşıktı. Öyle ya, soktuğu yerden kan bile akmadı.
Aradan ihanet acısı gibi acı dağıtan bir zaman geçti. Meger Yusuf, oradan buradan topladıklarıyla Butimar'ın aşık olmadığı, daha kuvvetli bir zehir yapmış, dönmüştü. Ama bunu bir ben biliyordum. Gerçi sonradan Butimar'da ögrendi. Yusuf'a selam verdim, duymadi. Butimar selam verdi, duydu. Ama almadı, içinde yer yoktu.
Butimar'ın kanı onun icin aşktı. Aşkına kavusmak icin hazırladığı zehirden icip Butimar'ı soktu.
Kan aktı, Yusuf aşkından kör olmustu, göremedi. Butimar dayanamadi. Ben dayandim.
Yusuf da dayanamadi.
Yusuf, Yusuf oldu. Ama cok gecikti. Simdi gercek bir kuyuya düştü. Karlı bir mezar gibiydi. Ben ağitlar yaktım. Behzad geldi. Geldi degil mi? Her seyi temizlemeye geldi. Sadece temizlemeye... Keske bizi kuyudan kurtarabilseydi...

Mathemazel, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Ancak içinde hissettiği bu duygunun
       gerçek içeriğini ve nereden kaynaklandığı bilemez. Böyle durumlarda,
       bu kimselerin kafaları karmakarışıktır ve genel bir huzursuzluk
       içindedirler. Herkese ve her şeye kızmaya, kavga çıkarmaya
       hazırdırlar. Kavga çıkardıkları kimselerse genellikle yakın aile
       çevresindekilerden oluşur. Böyle huzursuz günlerinde eşlerine, çocuklarına,
       ana-babalarına sürekli çatarlar.

Yeniden İnsan İnsana, Doğan Cüceloğlu (Epub)Yeniden İnsan İnsana, Doğan Cüceloğlu (Epub)