YKS'YE 24 SAAT KALA
2. Son 24 saatte ister çalış, ister dinlen. Konu tekrarı yapabilir, varsa deneme defteri ya da özet not okuyup bırakabilirsin. Yine hocaların soru tahmin videolarını izleyebilirsin. Zihnini yorma. Soru bankası açma. Yeni konu çalışma. (Ben son ana kadar çalışanlardandım. 😊 Boş duramayanlardansan, meşguliyet stresini dengeliyorsa sen de bunları uygula.) #yks #yks2026
Emek Karahan
Kader böyleymis ey garip ana kanım feda olsun güzel vatana
Reklam
Şehit PÖH Emre ALBAYRAK'ın eşi İrem ALBAYRAK'tan.
Canımın içi Emre’mle 2016 senesinde dershanede tanıştık. Lise bitmiş mezuna kalmışız. Dershanenin ilk dönemi Emre üç arkadaşıyla birlikte bir sınıfta duruyordu ben de önlerinden geçtim. O sırada Emre gözünü ayırmadan bana bakıyordu bir şey diyecekmiş gibi. Tabii o zamanlar yaş 17-18. Ben de önünden geçerken ne bakıyorsun diye tersleyerek sınıfa gittim. O da peşimden geldi, ders zili çalmamış Emre de geldi bir bakar mısın diyerek sınıftan çıkardı beni konuşmak için. Ben de gittim sonra dedi ki benim de bacım var eğer rahatsız ettiysem bir daha bakmam dedi. O ana kadar hep ters davranıyordum öyle deyince ne kibar ne şerefli bir çocuk diye oracıkta aşık olmuştum akşam hemen anneme anlatmıştım. O sırada Emre hiç bana bakmıyor bu kez ben sürekli bana baksın diye ona bakıyorum derken meğer o sırada o da sınav listelerinden sınıf listemden adımı soyadımı arıyormuş meğer hala. Daha birbirimizin adını da bilmiyorduk birbirimizi sevdiğimizde. O zamanlar instagram kullanıyoruz ben de bir umut belki hesabımı bulur diye herkese açık bir hesap kullandım şarkılar atıyordum hikayeme. Sonra bir gün fake bir hesap mesaj attı benimle konuşmak istedi. Konuşma akışında neden kendi hesabından yazmadığını sorduğumda polis olmak istiyorum arkamda birini bırakmak istemiyorum demişti bu şekilde uzak tuttu kendini bir süre. Sonra kendi hesabından mesaj attı derken tanıştık görüşmeye başladık. Her teneffüs beraberiz, sınıflarımız ayrı olduğu için hocalardan izinler alarak aynı sınıfa geçmiştik. Bu arada sonradan anlatıyordu bana Emre, daha tanışmadan adımızı bile bilmiyorken annesini dershanenin önüne getirmiş bak sevdiğim kız bu evleneceğim kızı buldum diye göstermiş. Velhasıl ilk dönem ygs sınavı vardı Emre ders çalışmayı sevmezdi hep benim için geldiğini söylerdi dershaneye. Ama çok akıllıydı
Tasarım hatası..
“Kötü tasarıma benim favori örneğim gidip dönen gırtlak (laringeal) siniridir. Boğazda larinks adı verilen bir ses kutusu bulunur. Beyinden gelen ve gırtlak (laringeal) sinirleri denilen iki sinirle idare edilir. Bunlardan biri olan süperior laringeal mantıklı bir şekilde beyinden ses kutusuna doğrudan kablolanmıştır. Diğeri, yani gidip dönen laringeal delicedir. Beyinden boğaza gider, ses kutusunun yanından geçer (ki yolculuğunu tamamlaması gerektiği düşünülen yer burasıdır) ve göğüs kafesinin derinliklerine kadar iner. Orada kalbe bağlı ana arterlerden birinin etrafından dolaşır ve hızla boyna geri döner ve sonunda ses kutusunda sonlanır. Ama zaten yanından geçmiş olduğu bu kutuya çok önce girmiş olabilirdi. Zürafada bu oldukça dolambaçlı ve maceralı bir yolculuk demektir. Bir hayvanat bahçesinde talihsiz bir şekilde ölmüş bir zürafanın kesilip açıldığı bir televizyon programına konuk olarak katıldığımda çarpıcı biçimde bunu görmüştüm. Bir kez daha, bu bariz bir şekilde kötü tasarımdır fakat geçmişe bakarsanız son derece anlamlı gelir. Atalarımız balıktı. Balıkların boynu olmaz. Gidip dönen laringeal sinirinin balıklardaki eşdeğeri aslında gidip dönmüyordur. Solungaçlanın birine bağlıdır. Beyinden o solungaca giden en kestirme yol, balıklarda bizdeki o artere eşdeğer olan arterin arkasındadır. Kesinlikle dolambaçlı bir yol değildir. Tarihin ilerleyen kısımlarında, boyun uzamaya başladığında, bu sinir ufak bir dolambaç haline gelen yoldan geçmek zorunda kaldı. Nesiller ilerledikçe boyun gittikçe uzadı. Ve bu dolambaç da uzadıkça uzadı. Zürafaların atalarında bu dolambaç saçma derecede uzun hale geldiğinde bile, evrimsel değişimlerin işleme yolu yüzünden, rotasını değiştirip arterin üzerinden atlamak yerine, uzamaya devam etti. Bir tasarımcı bu sinire bir bakış
1000Kitap
Su sıcaklığı, tuzluluk ve okyanus akıntıları gibi veriler ilk bakışta sıradan bilimsel parametreler gibi durabilir. Ancak bu veriler, özellikle denizaltı harp teknolojisi (Anti-Submarine Warfare - ASW) için hayati önem taşır. Sonar Dalgalarının Kırılması: Ses dalgalarının su altındaki yayılım hızı ve yönü; suyun sıcaklığına, basıncına ve tuzluluk oranına bağlı olarak dramatik bir şekilde değişir. Bir ülkenin karasularındaki bu dinamikleri (termoklin tabakalarını) tam olarak bilmek, o sulara sızacak düşman denizaltılarının sonar radarlarına yakalanmadan nasıl hareket edebileceğini hesaplamak ya da tam tersi, yaklaşan bir tehdidi tespit edebilmek anlamına gelir. Çin'in bu konudaki hassasiyeti, Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı gibi jeopolitik fay hatlarındaki askeri üstünlük arayışıyla doğrudan ilgilidir. Soğuk Savaş döneminden beri ABD (Navy Marine Mammal Program) ve Rusya'nın yunusları, fokları ve hatta balinaları (2019'da Norveç açıklarında bulunan meşhur casus balina Hvaldimir gibi) mayın tespiti, liman koruma ve su altı sabote edici unsurları izleme amacıyla eğittiği öteden beri biliniyor. Siborg Hayvanlar: Canlı kaplumbağa veya balıkların üzerine yerleştirilen, dışarıdan fark edilmesi son derece güç, enerji ihtiyacını canlının hareketinden veya minik pillerden alan mikro sensörler. Biyotaklit Robotlar: Doğrudan bir balık veya deniz canlısı gibi yüzen, sonar radarlarında biyolojik bir varlık gibi görünen ve ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan insansız su altı araçları (UUV). Çin'in WeChat üzerinden yaptığı duyuru ve yerel balıkçılara vaat ettiği yüksek meblağlı ödüller (500 bin yuan'a kadar), Pekin'in "Halk Savaşı" (People's War) doktrininin siber ve denizel alana uyarlanmış bir versiyonudur. Devlet, profesyonel istihbarat ağlarının yetersiz kalabileceği
İstihbarat
Esenboğa Havalimanı’nda sakin başlayan bir gün. Dört hava trafik kontrolörü.Ve dakikalarla ölçülen yüzlerce hayat. Tunç, Rana, Emre ve Selim; her kararın geri dönülmez olduğu bir oyunun içine çekilir. Birileri onları izlemektedir.Birileri hatalarını beklemektedir. Radar ekranlarında yalnızca uçaklar değil, sırlar da belirir. Sessizlik ölümcül bir tehdide evrilir. Zaman, en acımasız düşman olur. Ve kule, o vardiyada akıl almaz bir gizem kaynağına dönüşür. Kontrol Kulesi: Son Talimat, yüksek tempolu kurgusu ve güçlü karakterleriyle, okuru ilk sayfadan son ana kadar nefessiz bırakan bir gerilim romanı.
Alıntı
Reklam
Reklam