Sevmek zor işmiş. Bir de zor olanı sevmek var ki, insanın omuzlarına bambaşka bir yük bırakıyormuş. İçinden sağlam çıkabilmek ise hepsinden daha zormuş. İnsanın içi bağıra bağıra konuşurken, dilinin susmak zorunda kalması ne kadar ağırmış meğer. Hayatımda ilk defa birini kaybetmekten korkuyorum. Kaybetmeyeceksin deme. insan başkasından değil, kendinden de korkarmış. Bunu da yaşadım. Korkularının farkında olmak, onları susturamayacağını bilmek ve yine de susmak zorunda kalmak… Bugün uzanıp uzun uzun uzakları izledim. Sonra kitabımın bir sayfasına şu cümleyi yazdım “Hayatımda ilk defa kendimi çaresiz hissediyorum.” Ben hiç çaresiz hissetmedim kendimi biliyor musun? Ne zaman çıkmazda kaldığımı düşünsem mutlaka bir yol aradım. Bir kapı kapanırsa başka bir kapı bulmaya çalıştım. Vazgeçmedim. Çözüm aramaktan hiç vazgeçmedim. Ama ilk defa… Evet, ilk defa kendimi çaresiz hissettim. Çaresizlik… Hiç sevmediğim bir kelime. Hatta hayatıma yakıştırmadığım bir duygu. Çözüm bulamamak, Elinden hiçbir şey gelmemesi, Kendini bir çıkmazın tam ortasında hissetmek… Tam olarak buymuş çaresizlik. Elden bir şey gelememesi. Bundan hep nefret ettim. Çünkü ben, ölüm dışında her şeyin bir çaresi olduğuna inananlardanım.
Bütün saadetler mümkündür... Bahtsızların biraz gülümsemesi... Körlerin gün görmesi, Mümkündür bütün mucizeler... Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar... Ebedi bir sabahta buluşmamız bir daha. Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allaha... -Ziya Osman Saba
Reklam
Kitaplardaki yan karakterlerin ana karakterlerden daha çok sevilmesi ve daha sonra ölmeleri...
Meryem'in Göğe Yükselişi, Ressam Titian 1516-18 tarihli
Venedik ekolune uygun güçlü renk kullanımı ile Meryem kırmızı ve mavi bir kıyafet içinde melekler tarafından bulutlar arasında göğe taşınıyor.Bazı melekler ilahi bir şarkıyla bu ana eşlik ediyor. Arka planda altın sarı renk kontrast yaratarak izleyicilerin gözünü Meryem'e doğru çekiyor. Resim 3 kat ancak 2 bölümden oluşturulmuş en alt katta bulutların altında olan dünyevi alan ve bulutların üstü ilahi alan.En alt katta Havariler, Meryem Ana'nın isteği üzerine ölümü sırasında orada bulunuyor. Dikkat ederseniz kollarıyla ya da işaret ederek yukarı doğru bakan başları ki bu durum izleyiciler olarak gözlerimizi bir üst katta olan Meryem Ana doğru yöneltiyor. Gözlerimiz ilk olarak ışığa odaklanır, ilahi ışığın (arka plandaki altın renk) etkisiyle Meryem'i görürüz ve yine en alt katta havarilerde olduğu gibi Meryem'in de bakışları ve ellerinin yukarıya doğru olması ile gözlerimiz en üst kata doğru yönlendirilir.En üst katta Tanrı, Meryem'i kabul ediyor ve hemen yanında Melek Mikail ona taç takmak için bekliyor.
Sanat
Kleopatra
bugün buraya kalbimi bıraktığım, araştırırken "yuh bu kadar da olur mu" deyip hayran kaldığım o kraliçeyi ve onun gizemli ülkesini anlatmaya geldim: Kleopatra ve Mısır piramitleri popüler kültür bize Kleopatra'yı hep filmlerde falan sadece güzelliğiyle erkekleri parmağında oynatan biri gibi gösteriyor ... hepsi yalan! bu kadın aslında tam bir dahi, inanılmaz bir vizyoner ve tam bir İKOONN. üstelik içinde yaşadığı o gizemli Mısır dünyası ve piramitlerle ilgili öyle tatlı detaylar var kii öncelikle en büyük şoktan başlıyorum: bu kızımız aslında Mısırlı bile değil ? soyu Makedon Yunanistanı'na, yani Büyük İskender'in generali Ptolemaios'a dayanıyor. ama işin en saygı duyulası kısmı ailesindeki herkes Mısır halkını küçümseyip sadece Yunanca konuşurken, Kleopatra oturup sıfırdan Mısırca öğreniyor! sırf halkıyla gerçekten bağ kurabilmek, onların dilinden konuşabilmek için. bu bile onun ne kadar samimi ve halkına değer veren bir lider olduğunu gösteriyor hazır Mısır demişken piramitlere geçmezsek olmaz şimdi zaman algınızı tamamen altüst edecek o meşhur bilgiyi veriyorum: Kleopatra, kronolojik olarak Gize Piramitleri'nin (yani o bildiğimiz kocaman Keops Piramidi'nin) yapılışından ziyade, aya ilk insanın ayak basışına yani 1969 yılına çok daha yakın yaşadı! evet, . piramitler o kadar eski ki, Kleopatra bile bizim şu an piramitlere baktığımız gibi uzaktan hayranlıkla bakıyor, onların gizemini çözmeye çalışıyordu. yani piramitler onun için bile çoktan "antik tarih" olmuştu, inanılmaz bir detay ✨ peki bu piramitler nasıl yapıldı dersek: hani filmlerde hep köleleri kırbaçlayarak zorla çalıştırıyorlar ya, o da yanlış! piramitleri inşa edenler aslında ülkenin dört bir yanından gelen, maaşları ödenen, hatta öldüklerinde piramitlerin yakınına gömülme şerefine erişen saygın
NUTK-İ ŞERÎF Aldın mı gönül hüsn ile yektâ haberin sen Duydun mu hem ol Yûsuf-ı zîbâ haberin sen Ya'kûb-veş ol dîdelerin görmez olunca Ağladı mı tâ sorsan o bînâ haberin sen Yûsuf yoluna ağlayan ancak deme Ya'kûb İşitdin anı n'oldu Zelîhâ haberin sen Kays'ı nice yıl ağlatup inletmedi mi 'aşk Alsan n'ola bir doğruca Leylâ haberin sen Dağlar dahi dayanmaz anın yüzüne karşı 'Âlimlere sor Tûr ile Mûsâ haberin sen Her kanda anın zerre-i hüsnün göresin sor Ola duyasın hasret ile tâ haberin sen Sular gibi yüzün yere sür kalma yolundan Alçakda alırsın yürü deryâ haberin sen 'Âlemde nice yüz bin olur 'aşka giriftâr Gel sorma o mecnûnlara dânâ haberin sen Bülbüllere sorma yürü var hâlet-i 'aşkı Pervâneden al gizlice tenhâ haberin sen Tevhîdi sanır "lâ" ile isbât-ı vücûdu
Reklam
Reklam