Dünyada yaşanan bütün yanlışların ana kaynağı ideolojilerdir; çünkü zalimler ideolojileri kullanırlar.
Biz eğitildik. Eğitim sayesinde belli haklar edindik, çeşitli görevlere tayin edildik . . . ve uykuya daldık. Her eğitimli insan, ne olursa olsun - doktor, hakim, memur, mühendis, avukat veya katip - canlı bir fenerdir ve her fener, konan yeri aydınlatmalıdır; gerek ana caddeyi veya küçük sokağı, gerekse büyük meydanı veya şehrin dışın­daki yolu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
(...)Hocazâde, Hz. Ali’ye (k.v.) nispet edilen bir kelâm-ı kibâra dayanarak insanî bilginin, en genel muhtevasına bağlı olarak üç ana bölüme ayrılabileceğini söyler: Köken (mebde), son (meâd) ve ikisinin arasında-olanın (mâ-beyne-humâ) bilgisi. İnsanın, hayatına bir değer kazandırması, yaşanılır bir anlam vermesi ancak ve ancak bu üç bilgi türünün sahih ve muhkem bir biçimde örgütlenmesiyle mümkündür. Hocazâde bu üç bilgi türünü, değişik bir kavramsallaştırma ile farklı bir biçimde de adlandırır: Kökenin bilgisi, nere-denin bilgisidir (ilmu min eyne); sonun bilgisi nere-yenin bilgisidir (ilmu ilâ eyne); ikisinin arasında-olanın bilgisi ise nere-denin bilgisidir (ilmu fî eyne).
Sayfa 33 - Ketebe
Düşünce
Öyle değil
Evvelki mağlubiyetlerimizde gerçi Kırım, Eflak, Boğdan, Mora, sonra Tesalya, sonra Girit, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Trablus, Makedonya, Karadağ, Arnavutluk daha birçok böyle çeşitli kıtalar verilmişti. Şimdi de haydi Arabistan, Suriye ve Irak gitsin diyelim, fakat taksim asıl hayat merkezine gelmişti. Bu sefer sevgili Anadolu, gözbebeği İstanbul düşman çizmelerine açılıyordu. Yüzyıllardan beri düşman askerinin ayak basamadığı bu kıymetli topraklar, Türk'ün mayası olan öz vatan, ana toprağı artık İngilizlerin, Fransız'ın, İtalyan'ın, hatta Yunan'ın ayakları altında çiğnenecekti. Buna karşı yapılacak hiçbir şey yoktu, başımızı alıp her şeye razı olacaktık! Nihat'ın kulağında Kemal Mümtaz'ın uğursuz keder çığlığı uğulduyordu: "Bittik, bittik!" - Bittik mi? Nihat içerisinde gevrek gevrek korların yandığını hissederek derin bir ah çekti: - Ah, demek hiçbir ümit yok... Her şey bitti. Ne yapsak boş... Öyle mi?
Sayfa 28·Kitabı okuyor
"Ana-babalar bizleri ayrı birer varlık olarak görememiş olabilir, ama biz de onları kendimizinkinden ayrı dünyaları olan varlıklar olarak göremediğimiz sürece gerçek anlamda yetişkinliğe ulaşmış sayılamayız."
Sayfa 50
Alıntı
"Ana-babalarımızdan alacaklı olduğumuz bir gerçek de olsa, geçmiş yeniden yaşanamaz. Bazı insanların daha elverişli koşullarda yetişmiş olmasının yarattığı eşitsizliğe isyan etmek de bizi kendi sorumluluklarımızı görmekten alıkoyabilir."
Sayfa 50
Alıntı